Anahtar | Ödül Eda Çakıcıoğlu

Çok kardeşli büyük, gri ve beton bir evin kızlarından biriyim ben. Paylaşmak zorunda da olsam bir odam, bana ait bir yatak, etrafımızda bizi gözleyen bakıcılarımız var. Seviliyorum bence. Kardeşlerim ayrı sever bakıcılarımız ayrı. Sanırım. Küçükten beridir bu gri, koca evin bahçesinde güzel oyunlar oynar, keyifli zamanlar geçiririz kardeşlerimle.

Ama ne var ki bir gariplik var bende. Büyümenin bedeli olsa gerek diye düşünürüm bazen. Geceleri kabuslarım artar kendimi bildiğimden beridir. Kalbimde bir ağrı var. Her yaşla birlikte o da büyür durur. Sorarım bakıcımıza, neden ağrır durur kalbim, diye. Korkulacak bir şey yok, der, gönderir beni odama. Kardeşlerinle kal, oyun oyna, kafanı takma böyle şeylere der, başka da bir şey demez. İkna olmaz aklım ama. Bir huzursuzluk, aksilik vardır bende. Bulmam icap eder diye düşünürüm her an.

Sebebi bulmak için kendimce yollar bulurum, sıvarım kolları. Kendimi yabancı gibi izlemeye başlarım. Sabah izlerim, yemek yerken izlerim, kardeşlerimle oynarken izlerim, devamlı izlerim kendimi. Dışımda büyük bir değişiklik göremem. Bazı anlar yakalarım kendimde. Gece görürüm bir fark. Sabahları gülebilen ben, korkarım karanlıktan. Geceler artık tekinsiz, korkunç görünür bana. Yalnız kalmak istemem. Kalbim daha çok ağrır karanlıkta. Öğrenmek isterim nedendir böyle. Zaman iyi gelmez, bakıcılarımın dedikleri iyi gelmez, kardeşlerim iyi gelmez. Geceleri büyüyen ağrı, sonra sonra sabahları da zorlar beni. Dayanılmaz olur çoğu zaman. Yalnız kalmak için kaçarım kardeşlerimden, uzak durmak isterim. Bulmak isterim böyle olmanın sebebini.

Bir gün yine, sorarım bakıcımıza. Daha çok sorarım, ısrarla sorarım. Çok ağrıdığını söylerim kalbimin. Oyun oynayamam, yemek yiyemem, gülemem, uyku uyuyamam artık. Söylerim hepsini. Ağrım büyüktür. Yine de değişmez dedikleri. Geri gönderir beni. Git bahçede kardeşlerinle oyna, der bana. Başka da bir şey demez. İkna olmam, olamam.

Bir gece… Yine uyuyamam o karanlık boşlukta. Ama bu sefer yorgana sarılıp, saniyelerle kapışmak yerine kendimi bulmaya karar veririm. Herkes uyur ben uyumam. Gece soru sormak için en rahat zamandır. Bakıcımın odasına giderim. Cevapların onda olduğunu düşünürüm. Ne olmuştur bana, bilir. Bilirim. Odasına girerim usul usul. Uyur. Derin uyur, duymaz nefesimi. Yüzüne bakar kalırım bir süre. Yüzünün hangi çizgisinde benim sorumun cevabı vardır, merak ederim. Anahtarları görürüm sonra. Yanı başında. Çözüm yolunu bulduğumu düşünürüm. Bir tanesine takılır gözüm, kalakalırım. Çok parlar anahtar. Benim sırrıma ait olduğunu hissederim güçlü bir duyguyla. Dört nefeste varılacakken tek nefeste varırım başucuna yatağın. Aramızda bir insanlık cesaret vardır artık. Hem korkar hem heyecanlanırım. Bakarım yine bakıcımıza, uyur. Ben uyumam, uyuyamam. Elimdedir artık anahtar. Kendime söz veririm sonra, ne olursa olsun yanımda olacağım derim. Elimde evirir çeviririm anahtarı. Bakarım sadece bir süre. Çıkarım gölge gibi odadan.

Kalktığım gibi sessizce girerim yatağımın içine. Kaçmak için yorgana sarılmam bu sefer, dimdik otururum. Cesaretimi ispatlamak isterim anahtara. Ama o parıldar sadece. Elim istemeden geceliğimin düğmelerine gider. Tek tek açarım hepsini. Sol yanım çıplaktır. Anahtarın gölgesi sol yanımın çıplaklığına düşer. Elimi durduramam, kayar gider, sol yanıma yerleşir. Önce yavaş sonra daha hızlı dönmeye başlar anahtar içimde, açar kalbimin kilidini. Şaşar kalırım. Korkarım. Geri dönüşü yoktur artık, dökülen dökülmüştür kalbimden dışarı. Zaman yüzleşme zamanıdır.

Kalbimin kapağı açıldıkça eskiden bilirmişim gibi tanıyamadığım yüzler görürüm, sesler duyarım. Daha çok korkarım şimdi ama artık çok geç olmuştur. Sobanın üstünde fokurdayan güğümü görürüm. Kenarı yırtılmış tül perdeyi görürüm. Sofradaki kurumuş ekmeği görürüm. İpi kaçmış kazağı görürüm. Bir divan görürüm. Pazarın sonundan kalma sebzeleri görürüm. Kömürlük görürüm, karanlık. Sessiz, yalnız. Karanlık kömürlükte yolunu bulmaya çalışan küçücük elleri görürüm. Kömürlükten daha karanlık gözleri görürüm. “Korkma küçüğüm” der, “acımayacak”, duyarım. Titreyen küçük ve çıplak bedeni görürüm. Soğukla karışık korkuyla titreyen, ne olduğunu anlayamayan bir küçücük beden… Duyarım, “sus”.

Bavul görürüm. Her şeyi kabullenmiş, korkan, uzun salkım saçak saçlara sarılı yazma görürüm. Ağlar yazma ama sarılmaz küçücük bedenin acısına, görürüm. Sadece işaret parmağını dudaklarına götürür, onu görürüm. Hangi utancı saklamak ister, bilirim. Küçücük ruhun acısı, küçücük bedenin acısına galip gelir, hissederim.

Susmanın karşılığını görürüm. Lastik ayakkabılarla sürüklene sürüklene o kulakları sağır edecek sessiz evden götürüldüğünü görürüm küçücüğün. Kapkara gözlerin, acısı olan o ruhu, o küçücük bedeni, büyük, gri, beton bir evin bahçesine bırakıp gittiğini görürüm. Dönüp el sallamazlar birbirlerine. Büyük bir sır, büyük bir acı, küçücük bir beden vardır geride kalan, görürüm.

Bakıcılarımızı görürüm sonra, sevinirim bir an. Kardeşlerimi görürüm koşup oynarken. Bakıcımı görürüm, boynuna anahtarı asarken ve susarken görürüm. Elimden tutarken, “sus” derken görürüm, “konuşma”, “anlatma”, “bir kereden bir şey olmaz hem”, “hepimiz yaşadık”, “burada huzursuzluk istemeyiz”, “burası senin yeni yuvan” derken…

Odamızı görürüm, sorularla dolu. Kardeşlerimi görürüm, yüzlerinde dolanır gözlerim bir süre. Kim bilir daha önce kaç kişinin yattığı, diğer hepsi kadar sıradan, hepsi kadar aynı yatağımı görürüm. Sırlara teslim çıplak sol yanımı görürüm. Kendimi görürüm en son. Gün aydınlanır ve ben bağıra bağıra ağlarım.

By | 2018-05-21T15:11:56+00:00 Mayıs 21st, 2018|Categories: Öykü|Tags: , , , , , , , |0 Comments

About the Author:

avatar
Bu içerik, ‘Konuk Yazan’ tarafından yaratılmıştır. Teneffüshane'ye konuk olan dostlarımızın yazı ve paylaşımları “Konu Komşu” adıyla sitemizde yayınlanmaktadır. Siz de yazınızın Teneffüshane'de yayınlanmasını isterseniz öykü, atipik yazı, kültür-sanat-seyahat yazılarınızı ve şiirlerinizi bilgi@teneffushane.com ve editor@teneffushane.com adreslerine gönderebilirsiniz. Editör onayından geçen yazılarınız Teneffüshane'de yayınlanacaktır. Keyifli okumalar!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: