Ve Aşk Yasaklandı! | Sema Saka

Bazı geceler saklambaç oynardım uykuyla. Birden ona kadar sayardım. “Önüm arkam, sağım solum sobe, saklanmayan ebe” deyip haylaz uykuyu arar dururdum bütün gece. O saklandığı delikten çıkana kadar, evrendeki tüm koyunları çitlerin üzerinden zıplatır, en son ben atlayınca masmavi bir çimenin üzerine düşüverirdim. Güneş tozpembe gülümserdi. Ağaçlardan camgöbeği elmalar sarkar, galibarda rengindeki yapraklar el sallardı dalların arasından.Düştüğüm yerden doğrulmaya çalışırken onu görürdüm. Düşün hep aynı yerinde, o hep aynı yerde olurdu. Emin olmak için gözlerimi kısıp bakardım bilmem kaçıncı kez… Tıpkı annemin anlattıklarına benzerdi. Nasıl da bilmişti annem? Yoksa o da benimle aynı masallarda mı gezip tozardı küçükken?

İşte o gecelerden birinde bu kez uykuyla oynadığım saklambaca evrendeki bütün koyunlar da katılınca çitlerin üzerinden kendim atlamaya başladım mecburen. Bir… İki… Üç… Belki binbeşyüz kez atladım. Nihayetinde gücüm tükenip masmavi çimenin üzerine yüzüstü düşüverince onu gördüm! Fakat diğer düşlerden farklıydı, sanki daha gerçekti her şey! Uzaktan gelen nefesini tenimde hissediyor, hatta heyecandan tir tir titriyordum. Bu defa kararlıydım, öpecektim onu! Beni görünce ürkmesin diye yavaş ve sessiz adımlarla yaklaştım gölün kıyısına. Yemyeşil kocaman kafasının üzerinde parıldayan altın tacıyla nülifer çiçeğine kıvrılmış, masumca yatıyordu. Varlığımı farketmedi bile. Ben ise kafamdaki soruların bilinmeyen cevaplarında savruluyordum uçurtma gibi…

“Onu öptüğümde gerçekten prenses olacak mıydı? Ya olmazsa???”

Daha önce de bilmem kaçıncı kez görmüştüm bu düşü. Ama gölün kıyısına gelip de onu gördükten sonrasını hatırlayamazdım bir türlü. Dedim ya bu defa farklıydı her şey! Yine de sorular bırakmıyordu peşimi.

“Ya kurbağa olarak kalırsa, dönüşmezse o hayalimdeki prensese? Yine de onu sever miydim acaba?”

Tek başına yürümeye başladım aşk bahçesinde… Yürümek de yetmedi, saatlerce koştum. Uçurtmalar uçurdum, mor balonlar yolladım gökyüzüne. Şarkı söyleyen kuşlarla konuştum. Ama heyecanım geçmiyor, içim içime sığmıyordu adeta! Sonunda tüm cesaretimi toplayıp yanına gittim düş aşkımın. Patlak gözlerine bakmadan, dudağımın ucuyla öptüm yanağından. Birden sihir pembesi bulutlar kapladı her yanı. Göz gözü görmüyordu. Mis kokular yayıldı ardından etrafa… Ve sonra onu gördüm. Tam hayalimdeki prensesti işte. Evet, evet ta kendisiydi. Neden sonra farkettim. Kalbi pembe krapon kağındandı. Atmıyordu bile! Nasıl sevebilirdi beni? Aman tanrım!… Sevmeyi düşünürken sevilmemek aklımın ucundan bile geçmemişti!!!

Gökten üç elma düştü yine. Üçünün de rengi camgöbeğiydi… Ve bu üç elmanın üçü de düş gören kahramanın kafasına düştü belki akıllanır diye. Ama akıllanmadı kahramanımız. Yine uykularla saklambaç oynayıp akıl almaz aşklarda kaybolmaya devam etti. Sonunda aklı da uçup gitti, bir uçurtmanın peşine takıldı. O zamandan beridir aşk bütün düşlerde yasaklandı!!!

***
Ve Aşk Yasaklandı!
Yazan: Sema Saka

Kağıttan Kalp
Söz: Sema Saka
Beste: Oğuz Küçükel
Şarkıyı dinlemek için: https://youtu.be/uLxpSxjW9uA

***

About the Author:

avatar
Bu içerik, ‘Konuk Yazan’ tarafından yaratılmıştır. Teneffüshane'ye konuk olan dostlarımızın yazı ve paylaşımları “Konu Komşu” adıyla sitemizde yayınlanmaktadır. Siz de yazınızın Teneffüshane'de yayınlanmasını isterseniz öykü, atipik yazı, kültür-sanat-seyahat yazılarınızı ve şiirlerinizi bilgi@teneffushane.com ve editor@teneffushane.com adreslerine gönderebilirsiniz. Editör onayından geçen yazılarınız Teneffüshane'de yayınlanacaktır. Keyifli okumalar!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: