Bahara hoş geldin demeyi, gelişini kutlamayı, kutlamaları festivale çevirmeyi sever misiniz? Valencia seviyor ve 1 Mart itibariyle baharı karşılamak için şenliklere başlıyor! Her yıl 1 Mart’ta başlayan Las Fallas festivalinin asıl önemli günleri 15 – 19 Mart arası olsa da Valencia halkı Mart ayının başlangıcından sonuna kadar kutlamalara ve eğlenceye devam ediyor, doyamıyor! Şehrin tüm sokakları strafor ya da benzeri materyallerden yapılan, kimi normal insan boyunda kimiyse on metreyi bulan yüzlerce muhteşem heykelcikle (oyuncak ya da kukla mı demek gerek) süsleniyor, şehir çatapat sesleriyle yankılanıyor, hem yerli hem yabancı turistlerle dolup taşıyor, gökyüzü sabah akşam renkli ve aydınlık! Şehir tam bir görsel şölen alanı!

Las Fellas bahara hoş geldin diyen bir festival, aynı zamanda Valencia’lıların (marangozların koruyucu azizi) Saint José’yi andıkları dini bir bayram. Las Fallas’ın kökeni eskilere dayanıyor; Marangozlar kışın kendilerini ısıtan ve aydınlatan odunları 19 Mart gecesi yakar ve baharın gelişini kutlarmış, sonrasında bu büyük odun parçalarını yontup şekil vermeye, üzerlerine eski eşyaları takıp takıştırmaya, süslemeye, odun parçalarına bezler geçirmeye, onları giydirmeye başlamışlar. Zaman ilerledikçe bu büyük odun parçalarını daha da büyütüp insana benzetmeye ve büyük ateşlerde yakmaya başlamışlar. Derken zaman daha da ilerledikçe yakılacak heykelcikler birer sanat eserine dönüşmüş ve günümüzde sokaklarda sergilenir ve bolca turist çeker hale gelmiş 🙂

Las Fallas UNESCO’nun Intangible Cultural Heritage of Humanity – Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alıyor. Zaman ve cüzdan el verirse gidilip görülmesi gereken festivallerden biri kanımca… Ben bunu bilerek mi gittim? Elbette hayır 🙂 Tamamen tesadüf… Millerim Aralık sonunda yanacaktı ve uçak bileti almam gerekiyordu, bu festivalin olduğunu öğrendim ve biletimi aldım. Yani sırf canım millerim yanmasın diye oldu bu seyahat! İyi ki gitmişim, iyi ki görmüşüm, iyi ki yerinde yaşamışım… Sokaklar o kadar canlı, heykelcikler o kadar muhteşemdi ki bak bak doyamadım, gez gez bitiremedim. Hepsini saatlerce izlemek istedim, o kadar ayrıntı var ki! A, bu arada uçak demişken, ufak bir tavsiye; festivale gidecekseniz otelinizi Kasım ayında ayırtın çünkü biz Aralık’ta geç kalmıştık… Festivalin ana meydanına ve geçit törenlerinin olduğu sokaklara uzak bir otel bulabildik. Otelimiz güzeldi, hiç lafım yok, çok da uzak sayılmazdı, yürüyerek otuz dakika kadar. Yine de daha yakın olmak ve festivali içinize çekmek isterseniz erken davranın derim.

Şehirde 1 Mart – 19 Mart arasında her gün havai fişek gösterileri var. Gündüzleri saat 14:00’da Plaza del Ayuntamiento (Ayuntamiento Meydanında) havai fişek gösterileri başlıyor (tren istasyonunu arkanıza aldığınızda tam karşı sokaktan ilerleyin, ana meydanı göreceksiniz), bildiğimiz gece atılanlar gibi havai fişeklerin yanında renkli dumanlar çıkartıp gökyüzünü rengarenk boyayan, insanı neşelendiren farklı havai fişekler de atılıyor. Şahsen ben gündüz atılan bu havai fişekleri ilk defa geçen sene bu festival sırasında gördüm. Gece gösterileri ise 15 – 19 Mart arasında oluyor. Biz 18 Mart’takini izlemiştik. Muhteşemdi ve en az otuz dakika sürmüştü. Her yıl Las Fallas festivalinin programı yayınlanıyor. İnternet sitelerinden programa bakıp ne, nerede, ne zaman sorularının yanıtlarını öğrenerek tatil planınızı yapmanız yararlı olabilir.

15 Mart Las Fallas için önemli bir gün çünkü 15 Mart’ta tüm heykelciklerin kurulumunun tamamlanması gerek! 16 Mart’ta hepsi sapasağlam, tam ve eksiksiz şekilde sergilenmeli… Hepsi derken kaç taneden mi bahsediyoruz? Okuduğuma göre 700 – 750 arası heykel sergileniyormuş sokaklarda. Ben kaçını mı gördüm? Hiç saymadım ama çok fazla olduğunu söyleyebilirim 🙂 Her sokakta vardı, istisnasız her sokakta! Bazılarında iki tane, bazı uzun sokaklarda onlarca…  17 Mart’ta ise en muhteşem heykelcik seçiliyor ve kendisine ödül veriliyor. Çok zor bir karar olsa gerek!

18 Mart akşamı saat 16:00’dan gece yarısına kadar bir geçit töreni var. Halk geleneksel elbiseleriyle sokaklarda yürüyor ve gece yarısında Plaza de la Virgen’a varıyor ve Valencia’nın koruyucu azizesi Virgen de los Desamparados’a çiçek sunuyor. Yürüyüşleri izledik, onlara katıldık, fotoğraflar çektirdik, hatta en son Virgen Meydanına kadar da kendilerine yandan yandan eşlik de ettik lakin çiçek sundukları dini törenleri, turistlerin izlemesine kapalı olduğu için göremedik.

Bir sonraki gün meydandaki manzarayı ise aşağıdaki fotoğrafta gösteriyorum. Valencia’nın koruyucu azizi Virgen de los Desamparados pelerini temsil eden 15 metrelik çiçeklerle kaplı değişik bir eser! Bu çiçekten yapılma pelerin iki gün boyunca bu meydanda kalıyormuş… 

Ayın 19’unda her mahallenin kendi mahallelisi hep birlikte kendi kiliselerine doğru yürüyor ve kiliselerde de ayrı bir tören yapılıyor, yine şehrin koruyucu azizesine çiçekleri sunuyor, dualar ediyorlar. Biz de baktık tatlı tatlı yürüyorlar, bir konvoyun peşine takılıp sokakta onlarla yürüdük, kiliseye girdik, herkese açıklar, kimse bize bir şey demedi, bizi engellemedi, biz de saygı duyduk ve kilisede arka sıralara oturup sessizce onları izledik.

Gelelim ayın 19’una! En önemli gün, şenlik ateşleriyle baharı karşılayacağız! Sen milyon eurocuklar harca, aylarca bu sanat eseri heykelcikleri yapmaya uğraş, sonra bir gecede hepsini yak, küle çevir! Olacak iş mi? Oluyor… Evet ayın 19’unda tüm heykelciklere veda ediliyor, hepsi yakılıyor hem de törenlerle… O gün saat 22.00’de önce çocuklar için yapılan minik heykelcikler (minik dediklerim benim kadar bu arada) yakılmaya başlanıyor. Bir adam geçiyor heykelciğin karşısına, ateşliyor fitili ve puf! Heykelcikler yanıyor, gökyüzü ateş, ardından heykellere yerleştirilen havai fişekler patlamaya başlıyor. Tam bir şenlik! Saat 24.00’te büyük heykeller sırayla yakılmaya başlanıyor. Ana meydandaki en büyük heykellerin yakılması sırasında bando müzik çalıyor, insanlar şarkılar söylüyormuş, elbette biz orada değildik çünkü inanılmaz kalabalıktı. Biz, kendi otelimize yakın bir sokaktaki şirin bir heykelciği seçtik; Kurşun Asker! Kendisinin yakılma törenini beklerken yan sokaklarda yakılan heykelciklerin alevlerini izledik. Bizim heykelciğimizin yakılmasını beklerken bir kafede oturduk iki saat, yemek yedik, bir şeyler içtik, o sırada Kurşun Asker’le duygusal bir bağ oldu aramızda, yakılırken içim gitti doğrusu ama ne yaparsın, gelenek böyleymiş…

Yanış gecesinin adı “Noche de la Cremà”, yanış anının adı ise “The Cremà”!
Yanış anını izlediğiniz akşam üzerinize rahat bir şeyler giymenizi, mutlaka spor ayakkabı giymenizi tavsiye ederim. Kafeler saat 23:00- 23:30 gibi kapanabiliyor ve ayakta beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Daha yakından görmek isteyenlerin ya da ana meydandaki en büyük heykellerin yanışını görmek isteyenlerin ise kanımca saatlerce ayakta beklemesi gerekebilir. Bir de tabi heykeller yanarken çok yakınlaşmamaya özen gösterin 🙂 Bizim gittiğimiz zaman (2019 Mart) sadece o gece yağmur yağmaya başladı, kapüşonlu montum olduğu için şanslıydım!

Bir sonraki gün yani ayın 20’sinde heykellerden ve küllerden iz yoktu sokaklarda. Bütün gece çalışıp temizlemişler, inanılır gibi değil! Şehir eski haline dönmüş, sanki festival hiç yaşanmamış! Tabi şehir yine kalabalık…

Festivale iki gün kala bu festivalden kısaca bahsetmek istedim size… Belki seneye ya da daha sonraki senelerde deneyimlemek istersiniz… Gidip görmek isteyenlere birkaç not: şehir çok kalabalık, yan kesicilere dikkat etmek gerek. Mümkünse çantalarınızı önünüze asın derim ya da en iyisi bel çantası kullanmak. Gerçi ben sırt çantamı sağ kolumun altında taşıdım, fermuarlarındaki iplerine beş kere düğüm attım, bir şey olmadı, yine de dikkat! Valencia’ya THY’nin direkt uçuşu var. İsterseniz önce Barselona’ya gidip orayı gezip ardından trenle Valencia’ya gidebilirsiniz. Trenle seyahat her zaman keyiflidir! Yukarıda dediğim gibi festival yerli ve yabacı turistleri çokça çeken bir etkinlik, bu nedenle otel rezervasyonlarını Kasım ayında, hadi en geç Aralık ayında yapmak gerek. Yeme içme için ana meydanlardan biraz uzaklaşıp ara sokaklara girmenizi tavsiye ederim. Geleneksel Katalan yemeklerini tadabilirsiniz. Akşamları törenleri mutlaka görün ve Las Fallas internet sitesinden programa önceden bakın bence. Şehir çok küçük, programda yazan yerleri harita üzerinden rahatlıkla bulabilirsiniz. Festival dışında bu küçük şehirde yapılacak pek bir şey yok kanımca 🙂 Şehri gezmek için ekstradan bir gün kalmanız gerekmez.

Las Fallas boyunca tüm sokaklarda çılgınlar gibi çatapatlar atılıyor, önce çok gürültülü geliyor insana, hatta ilk duyduğunuzda anlık bir korku duygusu bile yaşatabilir ama gün içinde alışıveriyorsunuz, akşama doğru artık duymuyorsunuz 🙂 Çatapatlar nedeniyle sokaklar dumandan geçilmez hale gelebiliyor. Ayrıca barut kokusu da elbette sarıyor her yanı… Kokudan rahatsız olacakların festivale gitmemesi daha doğru olabilir. Akşamları sokaklarda büyük çadırların içinde partiler yapılıyor. Bu partilerden kimileri ücretli kimileriyse ücretsiz… Dans etmeyi, içmeyi seviyorsanız Las Fallas geceleri de tam size göre! Yani Las Fallas hem göze hem kulağa hem içinizdeki dans aşkına hitap ediyor 🙂 Barut kokusu da… O bir şeye hitap etmeyiversin! A, tabi bu çatapat gürültüsü ve partilerden dolayı şehrin bu bölümünde uyumak zor olabilir, otel seçerken buna da dikkat etmek gerekebilir.

Sonuç olarak ben eğlendim 🙂 Partilerde mi? Yok hayır, bütün gün yürümekten, gece 12 olmadan otele gidip uyuduk biz! Belki 20’li yaşlarımda olsaydım… Yok canım yaşlanmadık daha! 😉 Ben, heykelciklerle eğlendim, şehrin neşesiyle, şehrin o şahane renkli sokaklarıyla eğlendim! Şehrin enerjisiyle kendimi şarj ettim, iş hayatından çıkıp böylesi renkli bir alemin içine girmek, üç günlüğüne de olsa, çok keyif verici! Gün demişken… Biz üç gece kaldık; 17-18-19 Mart gecesi konakladık, aktiviteler için bu günler ideal. Olur da giderseniz benim için bol bol fotoğraf çekin, eminim her sene daha da muhteşem heykeller yapılıyordur!

Festivale gitmişken Valencia’nın sahillerine de bir uğrayın, bilim ve sanat müzesini de gezin tabi… Festival şehrin tarihi bölgesinde yapılıyor ve bu bölge araç trafiğine kapatılıyor. Bu bölgeden çıkıp otobüse binerek müze ve sahil tarafını gezebilir, kumsalda yürüyüş yapabilir ve sahil restoranlarından birinde deniz mahsullü paella yiyebilirsiniz.

Bu heykeller artık yoklar,
Ancak ki fotoğraflarda yaşıyorlar.
Her sene yüzlercesi yapılıyor,
Ne muhteşem!
Umarım gününüzü renklendirmiştir heykelcikler 🙂

Gününüz bol gülümsemeli geçsin!
Görüşmek üzere!
Sevgiler,
Deniz

Diğer kültür/sanat ve seyahat yazılarımız için http://teneffushane.com/kulturvesanat/ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Keyifli okumalar…