Başlıyoruz | Deniz Pekgenç

Yeni bir yıl geldi, bu yıl kendin için neler yapacaksın, ne diledin yeni yıldan?
Temele in, basit aslında…

Sev, söyle, kucakla! Bu yıl, daha çok sev kendini, yanı başındakileri, iki adım uzağındakileri, hatta görmediklerini, duymadıklarını… İlk kararın bu olsun: SEVMEK… Her şey kendimizi sevmekle başlıyor aslında, kendimizi kabul etmekle, kendimizi olduğumuz gibi kucaklamakla ve kendi kendimize bunu söylemekle. Söyle o zaman! Vakit ayır kendine, neyi yapmayı seviyorsan ona… Zamanı ben yönetiyorum, sen yönetiyorsun, biz yönetiyoruz. Örneğin sevmediğin bir işi, odaklanır ve daha hızlı yaparsan, sevdiğin şeyleri yapmaya zamanın olur, ne kadar basit değil mi? İnsanları sev sonra, hayvanları, ağaçları, toprağı, yağmur damlalarını, güzel bir melodiyi, keyifle içilen demli bir çayı… Seversen severler seni, gülümsersen gülümserler, ayna kuralı, çok bilindik! Hadi o zaman! Annene, babana, kardeşine, ablana, abine, kızına, oğluna, dostuna, arkadaşına, sevgiline, kocana söyle sevdiğini! Söyleyemiyorsan da göster. Göstermek daha kolay gelir ya hepimize… Sana kek yaptım, geçen gün çok beğendiğin o şalı aldım, saatlerdir çalışıyorsun kahve yaptım iki dakika dinlen, çektiğin fotoğrafları göstersene merak ettim, dün belin ağrıyordu bugün nasıl oldun, akşama yemeğe gelsene, hafta sonun nasıl geçti, alo nasılsın? İşte bu kadar! Sarıl bir de… Kucakla… Sevdiğin herkesi! Sarılmak var ya, off, en iyi ilaç inan! Yeni yılda herkese sevgi dolu, sımsıkı sarılmalı, kucaklaşmalı günler diliyorum ben, hem de en sıcacığından!
Teşekkür et, takdir et, maşallah de, hayırlı olsun de, kolay gelsin de… Önce kendine ve diğerlerine… Teşekkür et evrene, uyandığın için, bugün var olduğun için… Teşekkür et kendine, mesela her şeye rağmen gülümseyebildiğin için ya da o çok isteyip de ertelediğin kitabı okumaya başladığın için ya da gün içinde koşuşturmana bir mola verip bir kahve içimlik zaman yarattığın için kendine… Takdir et, “aferin bana” de! Evet, insan kendine “aferin” diyebilmeli, demeli… Mesela olumsuz bir durumla mı karşılaştın ve de çok güzel üstesinden geldin, aferin de kendine! Ya de benim gibi uykuya çok düşkün olmana rağmen erken kalktın, aferin de kendine! Takdir et kendini her başarın için hem kocamanları hem en küçükleri için… Başkalarını takdir et sonra, “helal olsun” de! Onların yüzündeki gurur ve mutluluk seni daha çok mutlu edecek inan! Sabah kalktın, giyindin, makyajını yaptın en güzelinden, maşallah de kendine, “güzelsin” bugün de, hem de çok! Evet, evet, sen de yakışıklısın çok, merak etme! Birinin elbisesini çok beğendin, elbisen harika, çok yakışmış sana de! Sınavından geçene, sertifika alana, o çok zor işin üstesinden gelene ya da kimsenin düşünemediği o fikri bunana “helal olsun” de! İnan bir şey eksilmez senden, aksine büyürsün her güzel sözünle… Yıllardır gitmek istediğin o şehre gittiğini gördün bir arkadaşının, ne güzel de, hatta sor nasıl gitmiş nasıl planlamış gezisini, maşallah ne güzel gezdin, ipuçlarını benimle de paylaşır mısın de! O zaman inan, sen de gider görür hatta çok daha keyif alırsın o yerden… Bir haber almış, mutlu mesela, gülümsüyor “hep böyle gülümse” de! Çünkü hayat hepimiz gülümseyince güzel. Yeni bir, hımm ne olsun, tamam, fincan aldın kendine, ahh harika bir fincan hem de, “hayırlı olsun” de kendine, yeni fincanını mis gibi bir kahve yaparak kutla, bir filmle belki ya da bir kitap eşliğinde… Yeni ev, yeni araba, yeni elbise, yeni bir gözlük, telefon, yastık, bardak, kitap, kalem almış biri, “hayırlı olsun” de, “güzel günlerde kullan” de! O zaman o da sana “…daha iyileri senin olsun inşallah” diyecek, gör bak ve olacak çünkü millet olarak çok güzel deyişlere ve inanışlara sahibiz biz! Rapor hazırlıyorsun, dilekçe yazıyorsun, çok önemli bir e-mail yanıtlıyorsun, araştırma yapıyorsun “kolay gelsin” de kendine, kolay olacak gör bak! Çöpleri toplayana, duvarları boyayana, ayakkabı tamircisine, dükkandaki tezgahtara, yemek yapana, kahveni getiren garsona, senin işini yapmak için uğraşan memura, yan odadaki çalışma arkadaşına, asansörde üst kattaki ofise çıkana, günlük işlerini planlayana “kolay gelsin” de! Belki yeni yılda, kendimize her söz verdiğimizi yapamayabiliriz ki, gördük yapamıyoruz… Ama bunlar en kolay olanları değil mi hem de en basit? Yalnızca bir ya da iki kelime 🙂 Teşekkürler, helal olsun, harikasın, maşallah, hayırlı olsun, kolay gelsin… Herkese bu kelimeleri duymayı diliyorum hem de bol bol bu yeni yılda!
Umut… Umudun olsun, kendine, çevrendekilere, geleceğe dair! Noel Baba umudu temsil eder mesela, yılbaşı ağacı da, kar da, kardan adam da, evet evet! Bembeyaz, ışıl ışıl, umut doludur bunlar, temsilisinden 🙂 Umut seni eyleme geçirir, plan yaptırır, olumlu düşündürür, yüzünü gülümsetir, evet dedirtir, yolu var her şeyin, çaresi var, gelecek güzel günler var, hadi kalk ayağa, hadi hayal et! Einstein’ın bir sözü vardır çok severim: “Hayal etmek her şey demektir. Hayatın size getireceklerinin bir ön gösterimdir”. Tabi öyle boş hayaller değil demek istediğim, inanarak ve umarak hayal etmek benim söylediğim 🙂 Yönetmenliğini Alejandro G. Iñárritu’nun yaptığı Paramparça Aşklar ve Köpekler filminde “Tanrıyı güldürmek istiyorsan, ona planlarından bahset” repliği vardır, doğru, her hayal ettiğimiz ve her planladığımız olmuyor hayatta ama bu illa da olmayacak demek değil! Hayal edelim, umut edelim, planlayalım, eyleme geçelim… Yoksa hayatın ne anlamı kalır? İşte bundandır ki, herkese umut dolu, hayallerle dolu ve de o hayallerin hayat olacağı bir yıl diliyorum!
Gülümse, gülümset… Gülünce ömrün uzar, hele kahkaha atarsan! Gülümsetirsen, hele de kahkaha attırırsan uzayan ömrünü onlarla paylaşır, yalnız da ölmezsin 😉
Duy, gör, fark et, farkında ol…
Destek ol, bağış yap mesela, katıl, paylaş…
Kendine iyi bak, bedenine, aklına ama en çok ruhuna…
Zaman ayır, ailene, arkadaşlarına, tüm sevdiklerine…
Oku, yeni bir şeyler öğren, bir kelime mesela…
Eğlen, evet eğlenmek en büyük hakkın…
Gez, keşfet, yeni bir şehri, gidemiyorsan, arka sokağı ya da yan mahalleyi…
Git, sinemaya, tiyatroya ya da bir bale gösterisine, olmadı mı? Hadi konser olsun…
Ne zamandır gitmedin bir müzeye ya da bir sergiye? E, hadi bu yıl git işte…
Doğum günlerini unutma, kutla sevdiğin herkesinkini, bir alo yeter inan…
Dinle, gerçekten dinle, derdi olanı ya da sırf kuş seslerini…
Aile yemeklerini unutma, işim var deme…
Dostlar, ah dostlar, iyi ki varlar…
Jim Carrey ne diyordu Truman Show’da; “Günaydın! Olur ya belki sizi göremem; iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler” Sen de söyle!
Hiçbir şey için geç değil, resim yapmayı öğrenebilirsin ya da yeni bir dil…
Odaklan, o anda ne yapıyorsan ve kiminleysen ona…
Güzel anların fotoğraflarını gözlerinle çek, beynine ve yüreğine kaydet…
Çalış hem de verimli çalış, sabırla, emek vererek, isteyerek ve severek çünkü hayat yaptığın o işle geçiyor haftanın en az beş günü, günün en az sekiz saati (hatta benimki en az dokuz on saat, ama kanunen günde yedi buçuk saat 😉 ), e o zaman sevmelisin işini hem parasız da bir şey olmuyor 🙂
Şans oyunları da oyna, ya çıkarsa 😉 🙂
Ah Deniz, her şeye evet deme, bazen hayır demek de gerekiyor…
Mucizelere inan!
Dans et, durma! Hayatla, rüzgarla…
Bir de spor yap Deniz! 🙂 üşenme ne olur!
Aynı şarkıdaki gibi; Dünyaya geldik bir kere…

Hadi, başlıyoruz o zaman!

About the Author:

avatar
Kendi halinde bir kadınım, ara sıra yazıp çizen işte. Her Mevsim Deniz dedim kendime, mevsimsiz yaşıyorum hayatı çünkü. Aşık olmak için baharı beklemiyorum mesela ya da depresyona girmek için kışı! Dostlarla olmaksa en büyük keyfim ve işte ondandır ki Teneffüshane’deyim! Siz de hoşgeldiniz.

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: