Ben Bir Katilim | Elif Ahi

Sessiz bir sokaktayım. Ürkütmüyor eskisi kadar beni bu karanlık caddeler. Alıştım berduşluğa, şerefimi kaldırım taşı gibi yere sabitledim. Namussuz bir adam oldum, güle güle günah işledim. Canımı hissedemez oldum, Yaradan’ın verdiği canı hissizleştirdiğimden. Güneşten önce doğuyorum gökyüzüne, ama o da aydınlanınca tanımıyor beni.

Sisli bir ormandayım. Normal bir insan gibi karşılanmadım. Çünkü piknik yapmaya gelmedim buraya. Bir hamağa uzanıp, ağaçların arasından giren güneşle dans etmeyeceğim. Mangal yapıp yemeyeceğim de mesela. Ben birini öldürdüm. Ölü bir bedenin ruhsuz pençesindeyim. Canı yok, nefesi yok. On dakika öncesine kadar sesine bile tahammül edemediğim birini, şimdi sırtımda taşıyorum. Katil olmak böyle bir şey işte, hayatın tüm güzellikleri size sırt çeviriyor. Ardından soyutlanıp dışlanıyorsunuz. Sövüyorlar adınıza, belalar sizin için yola çıkıyor ve bekliyor. Sizin için, sizi bulmak için. Buluyorlar da.

Ben bir katilim. Annem beni büyütürken can almayı öğretmedi, ama babam döverken çok güzel hissediyordum, acıyı. Ben o acının yükünden parçalanan omuzlarımın, hakkını istiyorum. Ben o acının sırtımdaki izlerini değil, öfkemin ve hırsımın getirdiği yanlışları istiyorum. Getirin bana onları, dönmemek üzere uğurlamak istiyorum.

Ben bir katilim, babamın bana verdiği her acıya, her vuruşa, her bağırışa bedel bir günah işledim. Dokuz yaşındaydım kemerle dövülürken… İlk sevgilim kolumdaki sigara izini sorarken on yedimdeydim. Söyleyemedim, kimseye söyleyemedim. Benim bir hayatım olmadı, okuldan alındığımda öğretmenlerimin bana neden acıyarak baktığını anlayamadım. Küçücük bir çocuktum, olanlar normal sandım. Annemin merhameti yetmedi, kötü bir vicdan edindim. On yedimden sonra da sevmedim, ne insanları ne hayvanları. Zaman geçtikçe kabullendim yalnızlığı. Ama bu saçma sapan bir oyunun parçasıydım. Beni çekti en içine, kilitledi tam merkezine. Kurtulamaz oldum bu halden, önüme ne gelirse yaşadım. Bazısı sevdi beni, çoğu tükürdü suratıma, ama kimse anlamadı.

İşte tam şu an, bu ormanda, sırtımda duran bu cansız beden, sadece bir ceset değil. Bu beden, babamın bana yaşattıklarından arta kalan, bu beden benim yalnızlığım, çaresizliğim. Ama ne olursa olsun biliyorum, bu benim eserim. Hayatın bana çektirdiği acılardan ibaret olsa da, benim.

Ben bir katilim. İstemeden öldürdüm babamı, az önce burada. O beni nasıl dövüyorsa ben de onu dövdüm. O benim güçsüz kollarımı savurarak hırpalarken, korkan gözlerime bakmadı. O nasıl bakmadıysa bende bakmadım. Şimdi geçer acılarım, birazdan gelir polisler, beni alırlar ve götürürler. Canımdan can götüren babamın canını aldım az önce, haberlerde söylerler. Onlar aramızda ne geçtiğini bilmezler, anlamazlar. Görüp duyanlar çıkarırlar belalarını meşhur sokağa. Belalar beni bekler, ben giderim. Varsın bilmesin kimse ne hissettiğimi. Varsın bu düzen böyle yuvarlansın gitsin. Ama benim içimdeki kıyameti kimse bilmesin.

Evet, ben bir katilim. Hayatın pembe rüyasını göremeden, siyahın sapağından geçtim. Sabrettim, bekledim. Özenle, titizlikle. Babamın hak ettiği gibi… Beyninin tam orta yerine bir mermi yolladım, sevgilerle…

By | 2018-06-26T18:57:20+00:00 Haziran 26th, 2018|Categories: Öykü|Tags: , , , , , , |0 Comments

About the Author:

avatar
Bu içerik, ‘Konuk Yazan’ tarafından yaratılmıştır. Teneffüshane'ye konuk olan dostlarımızın yazı ve paylaşımları “Konu Komşu” adıyla sitemizde yayınlanmaktadır. Siz de yazınızın Teneffüshane'de yayınlanmasını isterseniz öykü, atipik yazı, kültür-sanat-seyahat yazılarınızı ve şiirlerinizi bilgi@teneffushane.com ve editor@teneffushane.com adreslerine gönderebilirsiniz. Editör onayından geçen yazılarınız Teneffüshane'de yayınlanacaktır. Keyifli okumalar!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: