Doğuyum ben.

Her ne kadar bu ülkenin batısında doğmuş ve büyümüş, batı dilleriyle eğitim görmüş olsam da Doğuyum.

Köklerimin Asya’da olduğunu, Mezopotamya’da demlendiğini, şimdilerde her yerde çiçek açtığını bilirim.

Eyeliner sevmiyorum mesela sürmeciyim.
Bazlama, pizzadan önce gelir.
Şarkılar söylemeye kalksam da her dilde, bir türküye düşerim.
Çaydan yanayım, kahve çok sonra gelir…
Uçmak deyince aklıma uçan halı geliyor uçaktan önce.
Ezbere gazel bilirim ama kaç şiirin tamamı hafızamda, bak şimdi bilemedim.
Roman mı, masal mı desen; “bir varmış bir yokmuş” diye nefes alırım.
Gece bende başka türlü akar; binbir gece sonuçta…
Duygularım pusulam.
Aklım araç.
Bütün gücümü duygulardan, duygularımdan alıyorum.
Aksi sanılıyor ama insan en çok; duygusunu bir entari gibi üstüne giyebildiğinde, o entariyle salındığında; kendi ve eşsiz.
Gözümde bir Şaman’ın gölgesi belirebilir.
Başkaları bana baksı diyebilir.
Şifa vermekle şarkı söylemenin (kard)eş olduğunu fısıldamışlar sanki ismim yerine kulağıma doğduğumda.
Anbean hatırlıyorum.
Göbeklitepe tesadüf olabilir mi?
Doğuyum ben.
Nihayet bu toprakların en Doğusuna gelebildim; Güney’den, Batı’dan ve Kuzey’den sonra nihayet en Doğu’ya gelebildim. Doğuyum ben.
Doğuda kalbim; kalbimde bütün gücüm var.
Ben doğuyum.
Doğuran ve yaşatan.
Güneş önce bana selam verir, ben de aydınlanır ve elbette aydınlatırım.
Ama bilirim, kuzey-güney-batı olmadan pusula şaşar.
En çok da Anadolu’yum.
Hoş buldum.