Pencereden giren rüzgârla
Bir çırpıda hayatı duyumsamak
Nasıl güzel, hoş
Yüzüne vuran yel
Maziden sofralar kuruyor önüne
Acıyla, mutlulukla yoğrulmuş mezeler getiriyor
Seni sana fısıldıyor
Hatırlıyorsun…
Yerde para bulan bir çocuğun sevincini
Denizle ilk tanıştığın günü
Korkuyla bezenmiş mutlulukları
Bir okulun üstüne çöken kasvet havasını
Teneffüslerin özgürleştirici ruhunu
Ve ilk terkedilişin masum acısını
Yeni yeşeren bir çocuğun yerle yeksan dünyasını
Nedensiz hoyratça gülüşleri
Mısır tarlasında biradan ilk yudum alışı
İlk öpüşünü dudakların
Kopmaz sandığın o derin kopuşları
Hatırlıyorsun…
Ve sonra yavaş yavaş dinen heyecanı
Dinen anlamsız hor bir yaşamı
Doldurmaya uğraştıkça daha büyüyüşünü boşlukların
Anlaşılmaya muhtaç olanı
İlişkiyi, dostluğu, sevgiyi
Küçülen ilişkilerini
Ama içten içe büyüyen azınlıktaki samimiyeti
Daima var olacağını bildiğin derin boşlukları
Anlamsızlığa dahi anlam katışı
Bir bütünsellikte kavrayışı yaşamı
Şiirin içinde ördüğü sözlerden kaleyi
Mutlulukların ve acıların bir toplamı olduğunu
Biliyorsun…
Hatırlıyorsun…
Mazideki sofradan bir yudum alıp
Seni sana eksiksiz getiren
Esen yele içten bir selam
İçten bir tebessüm ediyorsun