Filipinler: Hayallere İçmek | Tolga Çiçek

Siz hiç Tanrı ile pazarlık yaptınız mı? Ben bir kere denedim, tabi bunun tek taraflı olduğunu kabul etmem lazım.

Bali’den Manila’ya giden uçağımız bana 3 yıl gibi gelen türbülansa girdiği anlarda şöyle bir pazarlığa girdim “Allah’ım şu Filipinler’i de gezeyim, düşeceksek dönüşte düşelim!” 🙂

22 Şubat günü Bali’den Manila’ya geçmiştim. Bir gece Manila’da kaldıktan sonra da Busuanga adasına, Coron Town şehrine gittim. Manila ilgili anlatabileceğim ise pek bir şey yok. Oldu ki seyahat planı yaparsanız bir gün Manila’yı es geçin. İnsanları çok iyi ama şehir…

23 şubat günüydü Manila’dan Busuanga adasına geçtiğimde. Busuanga adasının minicik bir havaalanı var. O kadar küçük ki, bagaj bandı yok 🙂 Uçaktan inince bavullarınızı elden teslim alıyorsunuz. Bir an kendinizi otogarda hissedebilirsiniz 🙂

Coron Town adanın güneyinde ufak bir kasaba. Ben yine geceliğine 5 dolar verdiğim Happy Camper Hostel’de konakladım. Tatlı bir yer, temiz, sessiz, sakin ve çayı – kahvesi her zaman mevcut.  Çok büyük bir oda da aralıklı 8 yatak var. En son gün, 7 güzel hanımefendi vardı diğer yataklarda ve herkes huzurluydu. Tavsiye edebilirim.  Hatta tavsiye ettim. Oradaki ikici günümdeydi. Adada biraz dolaşıp hostele gelmiştim, “Abi burada kalabilirsiniz, sessiz oluyor gece, rahat bir yer.” “İyi o zaman. Bu arada ben Kaan.” Dünyanın diğer bir ucunda Türkler karşılaşmıştım. Kaan abi ve adını hatırlayamadığım bir abla. Ertesi sabah da onlara tekne turu ayarladım. Tekne turlarını bir gün önceden ayarlamak lazım, yer kalmayabiliyor.

Bir de aşağıdaki resimdeki gibi tur var, evinizi tekneye bağlayıp turluyorsunuz 🙂

Herkesin kendisini tanıtmasıyla teknemiz tura başladı. Yanımdaki amcalar! Turkiye’den geldiğimi öğrenince, biz Türkiye’ye gelmiştik, çok güzel… diyerek muhabbete girdiler. İki Amerikalı 55 yaşlarında, ismi Mark olanın İzmir’de sevgilisi olmuş zamanında. Sevgilisinin adını sorduğumda bir erkek ismi söyledi. Üniversitede ders veriyormuş, çok popüler bir yerde de müzisyenlik yapıyormuş. Ben her şeyi yanlış anlamaya başladığımı düşündüğüm anda öğrendim ki amcalar geymiş 🙂 yanlarındaki 2 hanım da lezbiyen.  Cinsiyet ayrımcılığı yapmadığım için sıkıntı yoktu. Ki teknedeki en eğlenceli insanlar da onlardı 🙂

Tekne ilk olarak Twin Lagoon’a gelmişti. Ben cennete gelmiştim. Turkuazı, yeşili, mercanları… İki lagünün yan yana geldiği cennet. Ve ben iki lagünün birleştiği yerde merdivenlerde cenneti izlerken hayatımda gördüğüm en güzel hanımefendiyi de gördüm. Bir Fransız bu kadar güzel olabilirdi 🙂 Hanımefendinin birkaç güzel fotoğrafını çektikten sonra, gelecek seyahatimizde buluşmak üzere vedalaştık (Bizi tekrar karşılaştır Allah’ım 🙂 ).

Twin Lagoon, White Beach, Skeleton ve Coral’ı gezmiş, tertemiz sularda yüzmüş, şnorkel ile mercanları, balıkları, denizyıldızlarını izlemiş ve Kayagan Lake gelmiştik.  Gölde yüzerken Amerikalı abi şu soruyu sordu; “Neden Filipinlere geldin?” ben de anlatmaya çalıştım en sevdiğim hikayemi “Küçükken bir oyun oynardık, bir kelime sorardık, diğer kişi her seferinde bir harf söyleyerek kelimeyi bulmaya çalışırdı ve her yanlış harfte vücudun bir parçasını kağıda çizerek asmaya çalışırdık ve ben ne zaman Filipinler’i sorsam kazanırdım. (Filipinler’i sorup da asamadığım tek kişi yok J) Burası benim çocukluğum”

Tekne turundan dönüşte hayalimi gerçekleştirmek üzere limandan Mt. Taypas’doğru yola koyuldum. Giderken yol kenarında karpuz satılan manavımsı bir yer görünce daldım içeri. Dilimlettiğim karpuzu çantama atıp devam ettim.

Mt. Taypas, CoronTown’ın ortasında bir tepe, 210 metre yüksekliğinde. Sırt çantamda yeni rakı, dilimlenmiş karpuz, soğuk su ve shot bardaklarımla yaklaşık 300 basamak çıkarak tepenin yarısında manzaranın güzel olduğu kısımda soframı kurdum. Aylar önce birisine demiştim oraya gidip rakı içmeden ölmek istiyorum diye.

Şimdi hayallerime içiyordum.  Açtım rakımı ve açtım şarkımı Ahmet Kaya söyledi ben içtim. “Kederli bir akşam içmişiz hepsi bu.”

“Hayat mı bu be! Hayat bu be!” adını verdiğim sanatsal çalışmamın fotoğrafını aşağıya bırakıyorum.

Ve otururken tepede bir de şiir yazıvermişim;

Yeniyi severiz
Yeni yerler, yeni yollar
Varışlar bize göre değil
Yeni hayatlar
Keyif insanlarıyız biz
Ve severiz rakıyı
Her orgazmdan önce ve sonra, birer duble
Duble yolların değil
Sonsuz yolların kaybolanlarız
(Coron,Palawan; Nisan 24)

Kalan karpuzumu alıp hostelime dönüş, onu da girişteki büyük balkonda yerken Hostel’e yeni gelen Çinli hanımefendiye ikram ettim, Çinli hanımefendi de teklifime hayır demeden bir tabak karpuzu gömdü 🙂 Rakı ikram ettim, önce anasonu kokladı sonra gözlerini kırptı, Çin’li hanımefendi tam o anda sevimli bir pandaya dönüştü, rakıyı shot yaptı, bana baktı, tatlı bir panda gülümsemesiyle ve “gidelim buralardan Tolga” dedi.  Gittik.

Ve Final;

Yaklaşık 3 ay önce, teyzemlerde kaldığım bir akşam, belgesel kanalında gemi enkazlarına yapılan dalışlar vardı, “ben de dalacağım böyle” demiştim, teyzemde “aman yavrum yapma öyle tehlikeli şeyler” demişti.  Tam üç ay sonra sabah 8’de Japon savaş gemilerine dalmak üzere kaldığım hostelden ayrılıp Japonların işlettiği Whale Diving ile dalışa gittik. Aşağıdaki resimdeki gibi 120 metre uzunluğundaki 2 adet Japon askeri kargo gemisine, ikinci dünya savaşının enkazlarına dalış yaptık. Muhteşemdi. Muhteşemdi kocaman kazan dairesinin içinde nötrde kalmak. Muhteşemdi koca bir tarihin içinden geçmek. Zamanda yolculuk gibi…

Hayatım boyunca kendim için yaptığım en değerli şey bu 3 haftalık mini seyahatti. Yaptığım en doğru tercihiydi. Şöyle basitçe anlatabilirsem gitmenin ne kadar değerli bir şey olduğunu; Kahve mesela, aynı kahve Starbucks’tan aldığımız, şimdi o kahveyi karşınızda telefonunu kurcalayan ve konuşurken yüzünüze bile bakmayan hatta sizinle hiç konuşmayan biriyle içtiğinizi düşünün. Daha sonra bir de o kahveyi sonsuz bir okyanusa karşı içtiğinizi. (Gözlerinin içine bakıp da rakı içiyormuş gibi muhteşem.) Sırf bunun için bile gidilir be 🙂

About the Author:

avatar
Bu içerik, ‘Konuk Yazan’ tarafından yaratılmıştır. Teneffüshane'ye konuk olan dostlarımızın yazı ve paylaşımları “Konu Komşu” adıyla sitemizde yayınlanmaktadır. Siz de yazınızın Teneffüshane'de yayınlanmasını isterseniz öykü, atipik yazı, kültür-sanat-seyahat yazılarınızı ve şiirlerinizi bilgi@teneffushane.com ve editor@teneffushane.com adreslerine gönderebilirsiniz. Editör onayından geçen yazılarınız Teneffüshane'de yayınlanacaktır. Keyifli okumalar!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: