Bir renk olsam, deniz olurum derim hep. Huzur verir… Gökyüzünden mi alır peki rengini ya da temel fizik kuralları mı bize mavi gördürür denizi? Bilemem ama mavi de huzur verir, ben bunu bilir bunu söylerim! Şu gökyüzüne bakın, huzur vermiyorsa size, çekinmeyin hadi itiraz edin 🙂

Dedeağaç’a bir gece iki günlüğüne gittiğimiz kısa tatilimizde, İstanbul’a dönmeden, hadi gitmediğimiz bir yere gidelim, görmediğimiz yeni bir yer görelim dedik. Karayolundan Gümülcine’ye doğru yola çıktık, Google maps’in yardımıyla doğru çıkıştan sapıp yemyeşil doğanın eşliğinde, radyomuzdan yayılan Yunan ezgileriyle denize doğru yol aldık, yaklaşık 50 dakika sonra Saint Nicholas Manastırı’na vardık.
Konum:https://www.google.com/maps/place/Saint+Nicholas/@41.0076642,25.141983,17z/data=!3m1!4b1!4m5!3m4!1s0x14add974d3b4fc9d:0x435a6afda12e361a!8m2!3d41.0076642!4d25.1441717

Otoparka park ettiğimizde bizi Yunan dostumuz karşıladı. Sırf bizimle iki üç saat geçirebilmek için Kavala’dan gelmişti ve akşam Selanik’e dönecekti. Seviyorum güzel insanları, seviyorum arkadaşlarımı!

Otoparkta sarılıp hasret giderişlerimize bir ara verip, sazlıkların arasından adaya doğru uzun tahta köprüye doğru ilerledik. Ve işte manzara…

Su bu, anında yatıştırıyor, tüm yorgunluğunuzu alıyor üzerinizden… Kafadan siliniveriyor o anlığına dertler… Sazlıklarla çevrili tahta köprüden yürürken böyle düşünüyordum işte, yani hiçbir şey düşünmüyordum!

Aziz Nikolaos (Saint Nicholas) Manastırı, Gümülcine ile İskeçe arasında kalan Vistonida Gölü’ndeki Porto Lagos kasabası yakınında, gölün tam da üzerinde bulunuyor. Burada iki adacık var. Otoparktan köprüyle geçtiğiniz ilk adacıkta Aziz Nikolaos (Saint Nicholas) Manastırı ve oradan başka bir tahta köprüyle geçtiğiniz ikinci adacıkta ise Panagia Pantanassa Kilisesi bulunuyor.

Hristiyanlıkta dini öneme sahip olan bu adacıklar ve adacıkların üstündeki manastır ve kilise ibadet için gelenler kadar turistlere de her zaman açık ve gittiğimiz gün de hem ibadet edenler hem de bizim gibi gezip görmeye gelenlerle karşılaştık.

Rivayete göre (ah cümleye böyle başlamayı ve rivayetleri, efsaneleri seviyorum) Osmanlı döneminde bir beye ait olan Porto Lagos bölgesinde bir aziz varmış. Beyin kızı hastalandığında azizin yardımlarıyla iyileşmiş. Müteşekkirlerini göstermek için bu beyimiz de tüm bu bölgeyi Aynoroz Kutsal Manastırı Vatopedi’ye bağışlamış. Efsaneler, halının altında usulca saklanan toz zerreciğinde gerçeklerdir ya, burada şifa bulmuş sonra insanlar hep. Şimdi de gelip şifa bulmak için dualar ediyorlarmış. Şifacı bir ada yani burası, iyi kalpli bir yer, güzel kalpli bir yer kutsal olduğu kadar.

Biz de bir mum yaktık kendi inandığımız dinin dualarını edip. Ardından Yunan arkadaşımız Olga birer parça kağıt verdi bize manastırın içindeyken, kapının hemen arkasında bir kutu, kutu içinde bir sürü küçük boş beyaz kağıt ve yanı başlarında kalemler varmış, dikkatsizmişim meğer ben, bakmamışım kapının ardına. O sırada içerisinin fotoğraflarını çekmeye çalıştığımdan olsa gerek… Ne yapacağız dedim, Olga biz yoldayken erkenden buraya vardığından çoktan dolaşmış her yerini meğer, bir din adamıyla da konuşmuş… Bu beyaz kağıdın üstüne “sağlık” yazacakmışız, altına da sağlığı için dua etmek istediğimiz sevdiklerimizin isimlerini. İbadet eden ya da turist olarak gelen insanlar gittikten sonra din adamları (rahip/papaz/keşiş ya da başka biri olabilir, unvanını yanlış söylemek istemediğimden dolayı din adamı diyorum 🙂  – çok tatlıyım değil mi!) kağıtlarda yazan isimler için dua ediyorlarmış. Olga demiş, ama arkadaşlarım Ortodoks değil, olsun demiş din adamı, hangi dinden olursa olsun kalbimiz ve niyetimiz hep bir. Tabi ki böyle dememiş ama benzer bir şey söylemiş, şu anda hatırlamıyorum tam olarak 🙂 Her neyse biz kağıtlarımızın üzerine, tabi ki Türkçe olarak “sağlık” yazdık ve altına da sevdiğimiz herkesin isimlerini sıraladık. Sonra bir kağıt daha verdi Olga, hadi bunun da üzerine “evlilik” yazıp evlenmesini istediğiniz kişilerin isimlerini yazın! Hayda, hani şifaydı duaların esası… Tabi onu da sormuş, din adamı da yazın demiş, duasını da edin 🙂 Yazdık tabi, güzel de bir liste yaptım 🙂 Kağıtlarımızı kutuya bıraktık ve ardından gezinmeye devam ettik.

Küçük tahta köprüyü geçip Panagia Pantanassa Kilisesi’nin kapısına geldik ki insanların hep bir ağızdan söyledikleri bir ilahi (sanıyorum) geldi kulağımıza huzurla ve içimizi titretti. Süryani Ortodoks Türkleri ziyarete gelmiş kiliseye… Yunanlar şaşkın çünkü dua Yunanca değil, belli ki Yunan değil içeridekiler ama kim bunlar? Kapıda konuşan iki kişi Türkçe mi acaba diye merak etti, hayır değil, Süryanice… Şaşırdılar ama anlayıp gülümsediler.

Mavi beyaz boyalı bu küçük adacıkları gezinmemiz bittikten sonra arabalarımıza bindik. Gümülcine (Κομοτηνή / Komotini)’ye gidip birer kahve içelim dedik. Yaklaşık 25 dakika sonra Gümülcine’deydik ve ilk yaptığımız şey ünlü “Tatlıcı Nedim”’e gidip Yunan çikolatası Karyokalarımızı almak oldu! Evet, Gümülcine’ye giderseniz mutlaka Nedim’e gidin ve karyokalardan yiyin. Ama lütfen bir tanecik almayın, alırsanız yoldan geri dönmek zorunda kalabilirsiniz! 😉
Nedim’in sitesi: http://www.nedim.gr/
Ürünleri: (İngilizce) http://www.nedim.gr/catalog

Ardından biraz yürüdük sokaklarda. Gümülcine’nin yarısı Türk. Tüm Yunanistan’da olduğu gibi sokakların iki tarafında bir sürü kafe var ve her çeşit kahveyi içebilirsiniz. Gittiğimizde sokakalar boştu. Rahat rahat dolandık. Biz Mikel’e gittik, daha önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim, Yunanistan’ın Starbucks’ı diyebiliriz Mikel için… Mikel’de oturup iki saat kadar sohbet ettikten, azıcık da dedikodu yaptıktan sonra artık eve dönme zamanı geldi… Biz İstanbul’a Olga Selanik’e… Yeniden buluşana kadar…

Dedeağaç’ta kalıyorsanız ya da Thassos’a adanın tadını çıkartmaya gidiyorsanız ya da muhteşem denizini kucaklamaya Halkidiki’ye gidiyorsanız ya da İskeçe’ye ya da Gümülcine’ye ya da daha uzağa, Atatürk’ün evini ziyarete Selanik’e gidiyorsanız, yolunuzu azıcık uzatıp Aziz Nikolaos (Saint Nicholas) Manastırı’nı ziyaret edebilirsiniz. Harika fotoğraflar da çekebilirsiniz tabi ki!

Dedeağaç yazısı için: http://teneffushane.com/bir-gece-iki-gun-dedeagac/
Thassos yazısı için: http://teneffushane.com/thassos-deniz-pekgenc/
Halkidiki yazısı için: http://teneffushane.com/mavi-cennet-halkidiki-deniz-pekgenc/
yazılarımızı inceleyebilirsiniz dilerseniz 🙂

Kalbinizde herkese karşı sevgiyle kalın,
Etrafınızda sizi kucaklayan sevenlerinizle kalın,
Hoş kalın, hoşçakalın!
Sevgiler,
Deniz

https://www.instagram.com/hermevsimdeniz/