Her Gün Yorgun Bir Nesiliz Biz | Deniz Pekgenç

Sadece gazete okumak yetmiyor mesela, gündem orada değil artık çünkü. Facebook’a bakacaksın, Instagram’a bakacaksın, Twitter’a bakacaksın, onlar yetmez şuna bakacak buna bakacaksın. Etti mi sana günde toplamda ortalama üç saat, belki de dört.Kim, kiminle, nerede, ne yapıyor, oynardık küçükken. Oyun, bizimle büyüdü, gelişti, güne, teknolojiye ayak uydurdu, kurmacaydı gerçek oldu. Şimdi, illa ki bir bakacaksın hangi arkadaşın neredeymiş, hangi yörede, hangi otelde tatil yapıyormuş, o tatil beldemiz kaç dereceymiş, su soğuk muymuş sıcak mı? Kiminle nereye gitmiş, giderken ne giymiş, nasıl gitmiş, ne yemiş? Yetmez, ünlüleri, fenomenleri, trendleri takip edeceksin, geri kalmayacaksın.

Sosyal medyada gezinti yaparken, off, çevir de çevir aşağıya yukarıya, zaten bir yorgunluk çöküyor, bir de bunun üstüne, az biraz kıskançlık, çekememezlik, biraz özenmece, biraz “neden ben”ler, “niçin benim de hayatım böyle değil”ler, “benim neyim eksik”ler, sıra sıra cevapsız sorular. Görüp de, ben de alayım, ben de yapayım’lar, spora yazılmalıyım, ben de pilates yapmalıyım’lar, bu restorana ben de gitmeliyim, ben de tatmalıyım’lar, bizim de yaptığımız iş mi adamlar nelerden para kazanıyor’lar ve saire ve saire. Bu da yorulan gözlerin yanına yorgun bir kalp ve ruhu ekler mi? Az biraz da kendi hayatından memnuniyetsizlik belki… Ekler.

Günün geri kalan kısmına gelirsek, e, zaten yorulduk işyerinde. Bir kağıt bir kalem olsa neyse, gel gör ki, bilgisayarında en az on program kullanırsın, ondan şuna geçiş yaparsın, milyon tane e-posta okursun, yazarsın, çizersin, bu sırada virüslerden korunmalı, spamlara dikkat etmelisin. Bir kulağın telefonda olmalı, gelen aramalara cevap vermelisin. Çalışma arkadaşlarınla iyi geçinmeli, uyarı almaktan kaçınmalısın. Senden beklenenler vardır, bir de yaptığın işten tatmin olmak için senin yapmak istediklerin, kimi zaman arada kalır, kimi zaman nefret edersin. Zamanla yarışman, işi yetiştirmen, on bin rapor hazırlaman, onu vermen şunu alman, hedeflerini tutturman falan gerekir bir de. Bu sırada tabi, dedikoduları öğrenip, kim ne giymiş ne takmış takıştırmış bunları da gözden kaçırmamalısın.

Hadi, mesai bitti, işten çıktın diyelim. Araba kullanıyorsan, yirmi dakikada siparişi teslim etmesi gereken motosikletlilere dikkat etmelisin. Kamyon olsa neyse, traktör bile çıkabilir, pür dikkat gözünü dört aç aman ha, Allah korusun! Mesafeler çok, trafik yoğun, işe git gel günde ortalama üç saat zaten.

Akşam yemeğe gittin diyelim. Keyfini çıkartmak mı? Haşa! Garsonun getirdiği yemeği hemen yiyemezsin. Önce masadaki çatal bıçak tabak doğru bir “sunum” haline getirilmeli, yemek taze taze Instagram’a konmalı. Arada selfie çekeceksin, bu nedenle her zaman çok şık ve bakımlı olmalısın. Makyajsız çıkamazsın. Profilinde hep aynı gömlek, aynı tişört olamaz, asla, ne münasebet, her güne giyecek başka bir giysin olmalı, kombin yapmalı. Al sana bir yorgunluk daha mı?

Eve gittin, hemen bacaklarını uzatıp yatamazsın, eve gittiğini check-in’lemelisin, annen bakar sayfana, göremez meraklanır. Makyajını silmeden bir de iyi geceler fotoğrafı koymalısın ki seni takip edenler rahat uyusun.

Yalnız mısın? Çok fena çok, vurur o aşk dolu fotoğraflar, biz mükemmel bir aileyiz post’ları, aman da minnak bebeklerin sıra sıra şirin suratları. Sevgilin mi var? O da fena, her anını yapıştıracaksın duvara, kavga etsen de güleceksin telefonun kamerasına. Nazardan sakınacak, mavi boncuklar koyacaksın. Evli misin? Ah ah, akşam yemeğinden sonra Türk kahvesi yapacaksın mesela, ama hemen alıp eline içemezsin, önce güzel desenli bir tepsi bulacaksın ya da gümüş, üzerine canlı bir dal mevsim çiçeği, dekorun tam olacak, etiketleyeceksin falan, ondan sonra kocanla içebilirsin karşılıklı. A bu arada, unutmadan, yaptığın yemekleri de videoya alman gerekiyor, ama en fazla bir dakika olabilir, bunun da ayarını tutturman lazım.

Hamile misin? Ah, halin daha vahim! İki de bir organizasyon yapman lazım. Önce baby shower, ardından doğum odası, ardından eve hoş geldin hediyeleri, birinci yaş günü derken kariyerin, aile hayatın, ev hayatın, sosyal medya hesaplarına bir de organizasyonlar eklenir. A tabi, bir de on binlerce tavsiyeye kulak vermen, çocuk yetiştirme trendlerini takip etmen gerekir.

Bu arada, tabi, yaşamsal aktivitelerini yapman, arada gerçekten yemek yiyip, dinlenip, arada sırada uyuman, kitap okuman, televizyon karşısında biraz iç geçirmen, varsa hobilerinle ilgilenmen gerekir. Bunun trend dizileri var, filmleri var, tiyatrosu, konseri, operası var. İnternetten bilet alman lazım, arkadaşlarla sosyal medyada grup kurup sürekli yazışman, ayarlamalar yapman lazım. Üstüne, eğlendiğini göstermek için kulüplere gidip hoplayıp zıplamalısın. Tüm bunlar için zamanı iyi ayarlamak da yoruyor be adamı!

Ülke var bir de, çoğu zaman unuttuğumuz hani, heh evet, şu içinde yaşadığımız! Ülkenin politikası, gündemi, neler oluyor neleri, e onları da takip etmelisin.

Gündüz hayalleri var bir de. Hani hep gitmek isteriz, kaçmak isteriz, küçük bir kasabanın, deniz kenarında bir evin, bağ bahçenin hayalini kurarız. Sonra vazgeçeriz. Nasıl olur ki, deriz. O hayaller ve vazgeçişlerin yorgunluğu da binmesin mi hepsinin üzerine? Binince, patlat bir özlü söz, koy profiline, yazarını bilsen ne olur bilmesen ne! Hem zaten okumaya vakit mi var canım onca kitabı?

Bir de hayatın gerçekleri; okul var, sınavlar var, mezuniyet, iş bulma, para kazanma, dil bilmen gerek, hem de bir yetmez iki dil bilsen daha iyi olur, ardından yüksek yapacaksın, kariyerin olacak. E, hadi, diyelim geldin bir yerlere, çalışıyorsun. Kira, aidat, faturalar, kredi kartı borçları, bunları da düşünmen, halletmen lazım. Araban da olmalı, e, onun da kredisi var, vergisi var. Tatile gitmek istiyorsun, ama fotoğraflarda güzel duracak bir yer olmalı, yanına şişme flamingonu almalısın sonra, bak o kadın nerede tatiller yapmış, deyip ondan geri de kalmamalısın.

Çok yönlü olmalısın, çok yüzlü olmalısın, on parmağında on beş marifet olmalı, kafanda binbir tilki dönmeli, kuyrukları değmemeli birbirine. Herkesi mutlu etmelisin bir de, kendini de kaybetmemeli… Yolunu bulmalı, yönünü belirleyebilmeli, neden yaşıyorum diye kafayı da çizmemelisin.

Bunlar ne ki, aha da şu anda öylesine aklıma gelenler! Dahası, çok daha fazlası var.
Hepsini her gün düşünmeli, yapmalısın.
Zaten sen düşünmesen de, “Bugün ne düşünüyorsun?” diye soruyor sana telefonun 🙂 Bir şeyler düşünüyor olman şart yani! 😉
Yorgun bir nesiliz biz, yorgun.
Eskiler boşa demiyor, nerede o bayramlar?

Ya, pardon, acaba yorgun değil de, yaşamayı es geçen bir nesil miyiz deseydim acaba? 🙂

24.07.2017
Mideme sıkıntı oturan bir gündü kendisi.
Ben kendim de, biraz gıcık bir haldeydim.
Nokta.

By | 2017-09-17T02:24:03+00:00 Eylül 4th, 2017|Categories: Atipik Yazılar|Tags: , , , |0 Comments

About the Author:

avatar
Kendi halinde bir kadınım, ara sıra yazıp çizen işte. Her Mevsim Deniz dedim kendime, mevsimsiz yaşıyorum hayatı çünkü. Aşık olmak için baharı beklemiyorum mesela ya da depresyona girmek için kışı! Dostlarla olmaksa en büyük keyfim ve işte ondandır ki Teneffüshane’deyim! Siz de hoşgeldiniz.

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: