His Ölür Meta Baki Kalır | Yusuf Kayseri

Pulları hatırlar mısınız? Bir dönem hayatımızın vazgeçilmezi olan, üstünde fiyatının yazdığı, arkasındaki yapışkanı nemlendirerek harekete geçirdiğimiz pulları hatırlar mısınız? Kâh uzaktaki akrabamızla özlem gidermemizi sağlayan, kâh mektup arkadaşımız ile bilmediğimiz şehirlere hatta ülkelere köprü olan mektupların gitmesini sağlayan pullar…

Günümüzde anı pulları basılsa da koleksiyonların bir parçası, koleksiyoncuların da… Lakin bizim bir parçamız olmaktan yıllar önce çıktı. Tıpkı mesai arkadaşı mektuplar gibi…

Mektuplar için bitmek bilmeyen bir tartışma konusudur. Mektup yazana mı aittir, yoksa yazılana mı? Mektuplar hayatımızdan -üzülerek- çıksa da benim fikrim asla değişmedi.

Mektubun sahibi “göndereni” değildir, alıcısıdır mektubun sahibi. Ya da mektubun sahibi alıcısıdır.

İşin ucunda maddi bir kaygı gözetmeksizin bir paylaşımdır mektup. Şarkılar da bir nevi öyledir aslında. Alıcısı o şarkıya anlamlar yükler. (Birçok zaman yüklenen anlam ile şarkının yapılış amacı çakışmaktadır.)

Bir şarkıya alıcı (toplumsal ya da bireysel olarak) kendince bir ya da birden çok anlam yükleyebilir. Toplumsal bir olay için yazılmış bir şarkı biz alıcıların nazarında bir sevda ağıtı olabilir. Ya da bir sevdaya tutuşmuş bir şarkı, alıcıların nazarında bir başkaldırı marşına dönüşebilir.

Bu örneklere ek olarak alıcıların yerleştirdikleri yerden çok daha farklı bireysel anlamlar yüklenilebilir. Buna şahsi bir örnek vermek gerekirse insanları “piste davet eden” Kasap Havası benim için hep içinde bir buruk bir hikayeyi barındırır hep. Üstelik neden böyle hissettiğime dair hiç bilgim/fikrim yok.

Hele ki popüler şarkılar…

O şarkılar bestecisini, söz yazarını, söyleyenini çoktan aşmıştır. Nesilden nesile o şarkıları insanlar söylemiş, (ayrı ayrı ya da aynı) anlam(lar) yüklemiştir. Elbette ki şarkılar popüler olmalarının (ya da zihinlerde yer etmelerinin) bir neticesi olarak reklamcıların aklına dönem dönem gelmektedir.

Reklamlarda kullanılan şarkılarımızın en üzücü şekli, şarkının sahibi (ya da duymaya alıştığımız şarkıcısı) tarafından sözlerinin değiştirilmesi ile kullanılmasıdır. Belki 20 sene önceki bir yaz akşamı anısı ölür o reklam ile, belki de çoktan ölmüş dedeniz ile oynadığınız bir tavla oyunu anısı ölür o reklamlar. His ölür, meta baki kalır…

Bir başka şekli ise başkası tarafından söylenilen fakat sözü değiştirilmiş şarkılarımız. Bunlar da anılarımızın katilidir. Zihninde o şarkının yer etmediği ya da anlam yüklememiş insanlar o reklam müziğini (artık şarkı/şarkımız tanımlamasından çok uzaktır, reklam müziğidir o!) mırıldanarak anılarımızı kendilerince, bilmeden hançerler. His ölür, meta baki kalır…

Reklamlarda kullanılan bir türde, şarkının sahibinini (ya da duymaya alışkın olduğumuz şarkıcısının) şarkıyı bildiğimiz şekliyle söylemesidir. Bu tür reklamlardan aklımda “falanca sponsorluğunda filancanın turnesi” reklamları haricinde en çok yer etmiş reklam “Şapkasız çıkmam abicim” sloganın olduğu reklam filminde konsere yetişen topluluğun en güzel şarkılarından biri olan Güllerin İçinden’i söylediği reklamdır. Bu reklam türü de anılara hasar verir hatta öldürür, yine de diğerlerine oranla daha sempatiktir. His ölür, meta baki kalır…

Belki de en sempatik reklam şarkıları, şarkılarımızın kullanılmadığı, özgün şarkıları ile zihnimizde yer etmiş, halen akıllara geldikçe tebessüm etmemizi sağlayan reklam şarkılarıdır. Örneğin 1980’li yıllardan beri kaydı da düzenmelesi değişse de insanda duyunca tebessüm yaratan bir dondurma reklamı/reklam müziği vardır. O reklam müziği ile 30 sene öncesi bir yaz akşamına gider insan belki de… Meta ölür mü belli olmaz, hisler baki kalır!

Hisler baki kalır kalmasına ama reklamlar da o şarkılardan törpüler, o çok sevdiğimiz şarkıcıya dair duyduğumuz sevgiyi de saygıyı da törpüler.

Sadece iki markanın iki reklamından bahsettim firma ismi vermeden. İlk bahsettiğim reklamdaki ürünün ne olduğu aklınıza gelmeyebilir bile…

Bu şarkının kaleme alınmasının sebebine gelecek olursak. Yakın zamanda duyduğum bazı reklamlar beni gerçekten üzdü. Şarkı ya da ürün ismi vermeden üzüntümü sizinle paylaşmak istedim.

Son olarak… Yazım aşamasında emeğimiz olmasa da 1 kuruş telif istemesek de şarkılar bizimdir. Üzmeyin bizi…

Meraklısına: Bu yazının kaleme alındığı süre boyunca Amália Live In Paris albümüyle Amália Rodrigues bana eşlik etti.

About the Author:

avatar
Bu içerik, ‘Konuk Yazan’ tarafından yaratılmıştır. Teneffüshane'ye konuk olan dostlarımızın yazı ve paylaşımları “Konu Komşu” adıyla sitemizde yayınlanmaktadır. Siz de yazınızın Teneffüshane'de yayınlanmasını isterseniz öykü, atipik yazı, kültür-sanat-seyahat yazılarınızı ve şiirlerinizi bilgi@teneffushane.com ve editor@teneffushane.com adreslerine gönderebilirsiniz. Editör onayından geçen yazılarınız Teneffüshane'de yayınlanacaktır. Keyifli okumalar!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: