Bir filmin içinde gibiydik değil mi? Endişelendik, üzüldük, şaşırdık, umutlandık, gerildik, sinirlendik, ayrı düştük, birbirimize ses olduk, destek olduk, bekledik, sabrettik, halimize güldük, korktuk, karmakarışıktık… Bitti mi? Yok, bitmedi ama hayat da devam ediyor. Tedbirlerimizi alarak hayata tutunmak şart! Eh, bir nefes için Bozcaada da şarttı hani bana! 🙂 Böyle de gezmek varmış Bozcaada’da, maskeli! Maske de şart! 😉 Gerçi bunu her zaman söylüyor gibiyiz; maskeyle gelmek varmış ofise, maskeli binmek varmış asansöre, maskeyle yürümek varmış sokaklarda… Konudan sapmıyorum, Bozcaada diyordum!

Evet, azıcık soluklanmak için 16 Temmuz’da çıktık yola. Geyikli’den adaya feribot seferleri saatsiz yapılıyormuş, okumuştuk elbet ama çok da beklemeyiz herhalde demiştik, tam 3 saat bekledik. Gerçi şanslıymışız, sonradan öğrendik, bizden önceki gün adaya gelenlerden 6 saat bekleyen olmuş! Erken çıkan yol alır demişler ya, doğru! Geyikli’den feribot saatsiz hareket ediyor, dolunca kalkıyor. Bozcaada’dan Geyikli’ye dönüş içinse internetten rezervasyon yapılabiliyor. Biz dönüş için saat 15:00 feribotuna rezervasyon yaptırdık, erken gittik ve iyi ki erken gitmişiz çünkü 14:30’da dolduğu gibi kalktı! Bayramda da kuyruk olur kesin! Giderken erken gidin, dönüş için de rezervasyon yaptırın derim…

Olsun, saat beş denize girmek için çok ideal bir kere! O kadar yoldan geldik, şöyle buz gibi sulara atmayalım mı kendimizi 🙂 Doğru Ayazma’ya…

PLAJLAR – DENİZİ SEVİYORUM!

Ada denince benim aklıma ilk gelen elbette masmavi buz gibi sular oluyor! Mecaz falan değil! Ha buz kovasına atmışım kendimi ha Bozcaada denizine, fark yok 🙂 Ama mis! Masmavi, tertemiz, sarılasım geliyor, sarılamıyorum pandemi var! 🙂

İlk olarak Habbele Beach‘i önereceğim. Düzenli, şezlong ve şemsiye var, restoranı var, şezlonglara içecek ve yiyecek servisi var, çalışanları güler yüzlü ve şu an için en önemlisi, tedbirleri çok iyi uyguluyorlar. Soyunma kabinine her giren misafirin ardından kabin kolunu, askıları, kapıyı dezenfekte ediyorlar. Tuvaleti ve duşu her kullanan misafirin ardından dezenfekte ediyorlar. Duşlar, ayakla basılan bir düğmeyle (düğme de denmez ya) çalışıyor, yani el değmiyorsunuz, temas en aza indirgenmiş. Şezlonglar da her kullanım öncesi dezenfekte ediliyor. Fiziksel mesafeyi sağlamak için düzenleme de yapılmış. Giriş kişi başı 50,00 TL – şezlong, şemsiye ve tesis kullanım ücreti bu. Yediğiniz ve içtiğiniz ekstra. Menüye, telefonunuza indirdiğiniz “Menü 12” isimli bir uygulamadan ulaşıyorsunuz. Midye dolma 35,00 TL, patates kızartması 25,00 TL, köfte ızgara 45,00 TL. Şahsen ben çok memnun kaldım. Rezervasyon şart. Gitmeden en az 3-4 gün önce arayıp rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Instagram hesaplarında telefon numaraları var. Eh, yazayım bari 🙂 0543 642 21 73

Habbele Plajı aynı zamanda halk plajı olduğu için plaja kendi sandalye, şemsiyenizle gidip dilediğiniz yere kurulup güneşin ve denizin tadını çıkartabilirsiniz. Deniz bir harika! Bizim şemsiyemiz olmadığı için ön tarafta oturmayı tercih etmedik.

Ayazma Plajı‘nı iki şezlong ve bir şemsiye olarak ince halatlarla çevreleyip kare kare bölmüşler. Misafir kullanımından önce şezlonglar dezenfekte ediliyor. Ben tabi kolonyayla da her metrekaresini fısfısladım, bunu her yerde yaptım itiraf ediyorum! 🙂 Limon kolonyasını hiç bu kadar çok sevmemiştim! Şezlong 20,00 TL – şemsiye 20,00 TL yani iki kişi için 60,00 TL’ye bir kare içinde oturabiliyorsunuz. Etrafta 4 restoran ve içecek satın alabileceğiniz büfeler var. Ben her gittiğimde Vahit’in Yeri’ni tercih ediyorum. Ayazma Plajında soyunma kabinlerine pek güvenemedim, hiçbir yere değmeden kullanılabilir tabi… Deniz tabi yine harika! Gün batımındaysa bir başka güzel oluyor…

Ayazma’ya iki defa gittik. İkincisinde yanımıza biralarımızı, çerezlerimizi de aldık ve şansımıza en ön sırada bulduğumuz kareciğe yerleşip anın tadını çıkarttık.

Akvaryum Koyu‘nu da çok seviyorum. Suyun rengine, görünüşüne, çarşaf gibi serilişine bayılıyorum. Ama bu sene biraz kalabalıktı! Kum olan kısmında fiziksel mesafeye uyan pek yoktu. Biz uzağa, kayalıklara oturduk. Piknik örtüm bize çok yardımcı oldu! Yanımızda içecek, yiyeceğimiz de vardı. Soğuk tutan şu kutular var ya, icat edene teşekkürler! Burada bir tesis yok, herkes kendi havlusunu, şezlongunu, koltuğunu kurup oturuyor. Denizin içinde küçük tekne market var. Yolu biraz engebeli, altı alçak arabalar için sorun olabilir. Gerçi ben iki sene önce ve hatta bir de üç sene önce benim küçük arabamla yavaş yavaş inmiştim denize kadar 🙂 Ama yine de dikkat edin diye söyleyeyim dedim.

Adada tüm koylarda arabanızı park edip havlunuzu serip denize girebilirsiniz. Plajların tamamı halk plajı… Kumsal ve deniz hepimizin 🙂 Otellerin de plajlarından yararlanabiliyorsunuz. Elbette bir ücret karşılığında. Örneğin Ataol Beach’te şezlong + şemsiye 1 kişi 40,00 TL, yeme içme esktra ve Pelagos Beach & Otel’de 1 kişi giriş ücreti 100,00 TL, yeme içme esktra… Sanırım altı yıl önce adaya gittiğimde Pelagos’a gitmiştim. Ortamı çok temiz, rahat ve konforlu… Bu sene gidenler de aynı yorumları yapmış ve memnu kalmışlar…

ŞARAP TADIMI – KIRMIZI TERCİHİM!

Bozcaada’da bildiğim kadarıyla 6 tane üretici var (ismini bilmediklerim de olabilir): Çamlıbağ Şarapları, Corvus Vineyards, Ataol Bağcılık ve Şarapçılık, Amadeus Şarapçılık, Talay ve Yunatçılar. Bunlardan bazısının şarap tadım imkanları var.

Bu sene Corvus Vineyards‘ta tadımlar 3 alternatifli; ada şarapları tadımı 5 tadım kadehi 55,00 TL, kırmızılar ve beyazlar var, en pahalısı 110,00 TL idi sanırım. Biz ada şaraplarını denedik 🙂 Peynir tabağında 3 çeşit peynir var ve 55,00 TL – denemedik.

Tenedion Winehouse‘ta Çamlıbağ 9 çeşit tadım 45,00 TL (Cabernet Sauvignon başarılı) – peynir tabağı 40,00 TL

Mozart Cafe‘de (şarap evi) Amadeus 3 çeşit tadım 25,00 TL – peynir tabağı 45,00 TL (çok doyurucu, ayrıca günbatımı için paket yapıyorlar) – buraya iki defa gittik!

Tabi ki denemekle kalmadık, Çamlıbağ ve Amadeus şaraplarımızla İstanbul’a döndük 🙂 Bu sefer Corvus almadım.

GELSİN MEZELER, MUHTEŞEM SOFRALAR!

Bozcaada restoran açısından çok zengin, her restoranın kendine has muhteşem mezeleri var. Battı Balık, Simyon, Ada’m, Asmalı Meyhane, Bade-i Aşk, Sandal… Sıra sıra, hepsi birbirinden leziz! İçim gitti ama bu sene bunlardan hiçbirine gitmedim! Bu sene, kendi bahçesi olan ve fiziksel mesafenin korunabildiği restoranları tercih ettik.

Madam Niça – nolur gidin 🙂 Yemekler çok leziz, tüm ürünler tazecik, atmosfer şahane, müzikler keyifli, sahipleri çok candan! Keyifli bir akşam yemeği için bence rezervasyon yaptırın. Rezervasyon: 05321653950 Mezeler 28,00 – 35,00 TL arası, ada tabağı 45,00 TL, rokalı ada salatası 40,00 TL gibi… Yediklerinizi tam karşı kapılarındaki dükkanlarından satın da alabilirsiniz. Ve sevenlerine müjde: Eylül ayında İstanbul’da da açılıyorlar! Bu mekandan ne kadar keyif aldığımızı göstermek için iki sene öncesinden Simge’yle olan bir fotoğrafımızı paylaşacağım 🙂

İki fotoğraf da iki sene önceki fotoğraflar. Şu anda masa düzenleri daha mesafeli. Bu sene masa fotoğrafı çekmeyi unutmuşum, ne yapalım anın da tadını çıkartmak gerek bazen! 😉 Fotoğraflarına instagram hesaplarından bakabilirsiniz: https://www.instagram.com/madam_nica/

Yalova Restoran bu sene yeni yerine taşınmış. Ağaçların üzerinde sallanan minik lambalar, Bozcaada kalesi manzarası, yanıbaşında deniz… Her meze mi güzel olur? Hepsi mi sevilir? Evet ve hepsi yenir 🙂 Atatürk mezesi kalmamıştı, ona üzüldüm ama söylediğimiz her tabağa bayıldım. En sevdiğim de mezeleri yarım porsiyon olarak söyleyebilmemiz oldu, böylece daha çok çeşidin tadına bakabildik. Kendi bahçesi olduğundan sakin bir konumu var. Harika bir deniz manzarası var. Ama çok rüzgarlı 🙂 Üzerinize mutlaka ya fermuarlı ya kapişonlu bir şeyler alın. Rezervasyon gerekiyor.
Instagram hesaplarında gerekli bilgi bulunuyor: https://www.instagram.com/yalovarestaurant/

Bu iki restoranı şu anda korumamız gereken fiziksel mesafeyi koruyabilmek adına tercih ettik. Rum Mahallesindeki restoranlar biraz kalabalık geldi bize ama bir akşam, diğerlerinden ayrı kalan ve masaları arasında mesafe bulunan Ali Baba‘da yedik, çok ilgililerdi ve gayet memnun kaldık. Biz gittiğimizde restoranlar gece 12’de kapanıyordu, tek şikayetimiz bu oldu 🙂 Ayrıca limandaki restoranları da tercih edebilirsiniz.

Ayazma Plajından dönerken ve Polente’ye gitmeden önce Manastır Restoran‘da da yemek yedik. Bahçesi ve deniz manzarasıyla keyifli bir mekan. Fiziksel mesafeye önem verenler için de ideal. Ayazma Manastırı’nı ziyaret edebilir ve restoranda öğle ya da akşam yemeği yiyebilirsiniz: https://ayazma-manastr.business.site/

POLENTE’DE GÜN BATIMI – ÇOK ROMANTİK!

Bozcaada’ya gidip de gün batımını izlememek olmaz! Piknik örtünüzü, katlanır sandalyelerinizi, şarap kadehlerinizi mutlaka arabanızda bulundurun! Çok geçe kalmayın, yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Biz Amadeus Rose şişemizi ve Mozat Cafe’den peynir tabağımızı alıp gün batımı izleme etkinliğimizi romantik bir şekilde gerçekleştirerek bu Bozcaada “olmazsa olmazını” da yerine getirdik 🙂

OTELLER – BUTİK OTEL EN GÜZELİ!

Bozcaada Rum Mahallesinde birçok butik otel mevcut. İki sene önce Latife Hanım Konağı‘nda konaklamış ve çok memnun kalmıştık. Bu sene daha önce de kaldığımız Ayapetro Hotel‘i, bahçesi olduğundan ve otoparkından dolayı tercih ettik. Her iki oteldeki konaklamam da çok keyfliydi ve bu sene öğrendim ki ikisi de aynı işletmeninmiş!

Ayapetro’da kahvaltı serpme kahvaltı olarak masanıza geliyor, her şey çok leziz, bahçesi çok keyifli, güne güzel bir başlangıç için ideal. Odaları rahat. Biz alt katta (bahçe katında) iki kişi geceliği 500,00 TL’ye kaldık. Bu sene Covid-19 nedeniyle odalara günlük temizliğe girmiyorlarmış, iyi ki yanımda fısfıslı Domestos’umu götürmüşüm! 🙂 İstediğinizde temiz havlu veriyorlar ve bir sorununuz olduğunda hemen ilgileniyorlar. Yanında açık otopark mevcut. Akşamları park edecek alan bulamadığınızda da otel çok yardımcı oluyor. Geçen sefer çok sevmiştim, yine sevdim 🙂 Otel, butik olduğundan son derece temiz, temiz olacağına da güveniyordum ama işte içimiz (aslında benim içim) rahat olsun diye otelde konaklama bakımından tedbir amaçlı olarak yanımıza Domestos hijyenik fısfıs, ıslak temizlik bezi, kağıt havlu (yüzümüzü kurulamak için) ve ayrıca (itiraf ediyorum) yastık kılıfı aldık. Bence bu ufak tedbirleri alıp fiziksel mesafe ve maske kurallarına da uyulunca tatil yapmak gayet olur yani 🙂 Arabada bir kutu maskemiz vardı, ayrıca Ayapetro misafirlerine maske de veriyor, bunu da düşünmüşler.

Latife Hanım Konağı http://latifehanimkonagi.com/
Ayapetro Hotel https://www.ayapetro.com/

ADA SOKAKLARI – DÜKKANLAR – DEZENFEKTAN VE MASKE ZORUNLU!

Sokaklarda maske takmak zorunlu, takmayana ceza kesiliyor. Dükkanlar, girişlerine dezenfektan koymuşlar ve elinizi dezenfekte etmeden içeriye giremiyorsunuz. Kendi kolonyanızı kullanmak istediğinizde buna müsaade ediyorlar. Dezenfektanlar ellerimi kuruttuğu için ben yanımda her zaman kolonyamı taşıyorum. Marketlere, dükkanlara girerken de maske takmak zorunlu. Sokaklar dar olduğundan gündüzleri görece tenha olan sokaklarda akşamları fiziksel mesafeyi korumak hiç kolay değil. Dikkat edenler olduğu gibi fiziksel mesafeyi hiç umursamayanlar da var. Biz kendi tedbirimizi alıp dönüş günümüzde gündüz vakti gezindik sokaklarda.

Duvar resimleri şahane, her sokağın ruhu var, Şarap Aksesuarları dükkanının içinde gezinmeye bayılıyorum… Veli Dede’nin bahçesinde kahve içmek ayrı bir tat ama itiraf edeyim ki oturduğumuz her yeri kolonyalamak azıcık yoruyor dört günün sonunda 🙂 Bozcaada halkı gördüğüm kadarıyla çok tedbirli ama gelen misafirlerin hepsi tedbirli değil işte, kolonya olayım da bu yüzden aslında… Her neyse… Sokaklar diyordum, duvar resimleri…

Ressam Cemil Onay’ın, Bozcaada’nın simgelerinden biri haline gelmiş göz kırpan kız resmini bilirsiniz mutlaka… Adettendir her gittiğimde kendisiyle fotoğraf çektiririm 🙂 Ressamı ve eserlerini merak ederseniz http://cemilonay.com/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bozcaada Kalesi, Ayazma Manastırı, Yeldeğirmenleri gezilebilecek diğer yerler…
Hediyelik olarak Efibadem kurabiyesi ya da şarap alabilirsiniz. Şarap aksesuarı, rüzgar gülü, el işi hediyelikler, seramik fincanlar, domates reçeli ya da gelincik reçeli gibi leziz reçeller de diğer seçenekler olabilir. 

Üç gecelik bir seyahat kanımca yeterli, biz bu sefer dört gece kalıp dolu dolu yaşadık.
Denize girmeyi, keyif yapmayı, şarap tadımlarını, gün batımlarını, meze sofralarını seviyorsanız Bozcaada tam size göre! Şu anda salgın tedbirleri nedeniyle İstanbul’lular için özel araçla gidilebildiğinden de tercih sebebi…

Azıcık sokak fotoğrafları serpiştirip yazıma nokta koyuyorum, yine uzun oldu 🙂

Sağlıklı, mutlu ve umutlu günlerde görüşmek üzere!
Sevgiler,
Deniz

Not. Başlıkta çok kararsız kaldım. Önerilere açığım 🙂
Not 2. Fotoğraf çekilmek için maskemi çıkarttım, yoksa hep maskem vardı 🙂

Diğer seyahat/kültür/sanat yazılarımıza http://teneffushane.com/kulturvesanat/ adresimizden ulaşabilirsiniz.