Saat 7:30
Leyla konuşuyor yine kafamın içinde, üzerimi giyinip alelacele evden çıkıyorum, yetişmem gereken bir işim var.
Daire kapısını kilitlerken dua ediyorum, Leyla konuşmaya devam ediyor, dua karışıyor, kaçıncı kere elhamdülillah dedim?

Saat 08:00
Metrobüs bekliyorum durakta, tıklım tıkış geliyor araçlar.
Ben düşünüyorum, Leyla konuşuyor hâlâ.
Yaşlı bir teyze durakları şaşırmış, bana soruyor, bakıyor ihtiyar gözleriyle.
Ama ben konuşamıyorum, Leyla konuşuyor çünkü…
Teyze deli olduğumu düşündü, uzaklaşıyor yanımdan.
Üzgünüm, hep Leyla’nın suçu, kafamı karıştırıyor.
Metrobüs kapıları kapadı, ayrılıyor duraktan.
Cam kenarında bir koltuğa oturdum, 3 ay olmuştu boş koltuk bulamayalı.
Düşündükçe tebessüm ediyorum, ama Leyla hâlâ konuşuyor.
Boğaz köprüsü üzerinde artık metrobüs, denizi izliyorum. Ayakta bir kadın var bana bakıyor. Bakışıyoruz, gülüşüyoruz.
Bir şarkı geliyor aklıma, mırıldanıyorum ama Leyla izin vermiyor, hâlâ konuşuyor…
Deniz ne kadar güzel görünüyor, kadın da öyle, şarkı da çok güzel.
Leyla susmuyor ama.
Sırayla duraklar geride kalıyor.
Hızla geçiyoruz hepsini.
Leyla hâlâ konuşuyor.
Kafam çok karışık,
Lanet olsun Leyla ne yaptın sen!
Durağı kaçırdım.
Bir sonraki durakta iniyorum, işe gitmem gerek ama ayaklarım geriye gidiyor.
Şirketin insan kaynakları şeysini arıyorum.
Cevat çıkıyor telefona,
“Alo Cevat Bey, benim şeyim öldü…”
-Neyim öldü Leyla ne olur cevap ver-
Cevat “alo” demeye devam ediyor.
Dedem, dedem geldi aklıma, üzgünüm dede öldürdüm seni.
“Cevat Bey, benim dedem öldü, ben işe gelmiyorum” diyorum.
“Tamam” diyor Cevat, konuşma bitiyor, hepsine şahit Leyla ve hâlâ konuşuyor.
Bir taksi çevirip “sahile sür” diyorum.
Taksimetre çalışmaya başlıyor.
Taksici de çok geveze, günün önemli haber başlıklarını sıralıyor.
Leyla hâlâ konuşuyor, taksici konuşuyor.
Ben dedemi düşünüyorum, kaç kere öldü dedem?
İlkokulda iki, lisede iki, daha önce çalıştığım yerde bir ve şimdi bir.
Altı toplam, altı kere keyfimin yokuş aşağı yolundan giderken dedemin ölümünü bahane ettim insanlara.
Leyla duyuyor musun beni?
Taksici duyuyor ama…
İniyorum taksiden, Leyla kafamın içinde devam ediyor konuşmaya…
Boş bir bank kestiriyorum gözüme sahil kenarında, karşı kıyıda ne kadar çok gökdelen birikmiş, şaşırıyorum.
Bir çocuk yaklaşıyor, elinde simit tezgahı. Bir simit alıyorum, Leyla konuşmaya devam ediyor.
Gittikçe uzaklaşıyorum kendimden.
Yukarı, aşağı, sağa ve sola…
Leyla’nın sesi uzaklaşıyor. Öğlene geliyor saat ve hâlâ banktayım,

Saat 15:00 ben hâlâ banktayım.
Güneş batıyor, Leyla sustu susacak.
Simit hâlâ duruyor elimde.
Dedem, dedemi de unutuyorum.
Akşam oluyor, Leyla sustu artık.
Bacaklarımı hissetmiyorum, uyuşmuş.
Ne kadar kalabalık bir şehir oldu burası.
Emeklilik hayalleri kuruyorum yine.
Birden aklıma Leyla geliyor.
Tanrı’m bu kadın ne kadar geveze…