Ocak Ve Sair | Simge Aybey

Geçen gün Yusuf’u aradım. Yusuf arkadaşım ama ondan önce kendisi bir blogger. Ve enteresan bir rengi vardır yazılarının. Yazılarına bakın bence. https://imge-dvorak.blogspot.com.tr

“Blog’a bir yazı yazacağım ama bu sefer konu bulamıyorum, bir şey desene” dedim.

Hiç düşünmedi: İlk gittiğin konseri yaz!

Bu onun bloguna daha bir yakışır. Ama beni cezbetti.

O anda nasıl olduğunu anlamasam da ilk gittiğim konseri hatırladım. Ödemiş’e kocaman (neden bu sıfatı kullandım ki) bir minibüsle gitmiş olmalıyız. Açıkhava tiyatrosu yahut sineması gibi bir yerdi sanki. Seneyi tahmin etmek zor. Birkaç fotoğraf var sadece aklımda.
Selda Bağcan. Babamın çok sevdiğini ve konser keyfini hatırlıyorum.
Sonraları ben de sevdim. Deniz Gezmiş’le ilgili okurken, güya birçok kaynakta ilişkileri aslında daha çok Selda’nın Deniz’e aşkı hakkında okumuştum. Gerçi Deniz’i tanıyıp da aşık olmayan var mıydı, sanmam. Kadın hala aramızda bir şey olmadı diye röportajlarında anlata anlata hal oluyor 🙂

Birkaç ay önce, Selda Bağcan’ın bir şarkısını gecenin bir yarısı twitter’da şu ifadeyle fark ettim.
“Gece yarısı 02:00’de takside eve dönerken ve yıllar gözünüzün önünden geçerken dinlenecek şarkı”…
“O günler…”
Bir uyarlama. Camino. Ama orjinalinden çok daha enfes söyler Sevgili Bağcan…

Birkaç gün sonra yazıyı sordu Yusuf ve “Selda Bağcan” dediğimde de: Selda Bağcan’ı Uğur Mumcu’nun katledilişinin yıldönümüne bağlayabilirsin diye tüyo verdi. Demiştim arkadaşlığımızdan daha eski bloggerlığı…

Dedim ki: “Geç kaldım birkaç gün için de olsa buna”
Nelere geç kalmıyor ki, insan?

Sonra babama sordum ve evet, konseri hatırlamıyor… Yıllar önce Bayındır’da organize ettikleri Cem Karaca konserine bağladı konuyu. Böyle yapmayı pek sever. Yalnız babadaki havaya bakar mısınız?
Bir de demez mi, “Selda Bağcan’a sor hangi yıl gelmiş, o hatırlıyordur” diye…

Anlayacağın Yusuf, benim yazı yalan oldu ama şarkı da senlik: O günler…

İlki plak verisyonu:

https://www.youtube.com/watch?v=jxncBcezKTU

Nedense bu daha iyi gelir bana:

https://www.youtube.com/watch?v=CJ_CWwVhhHM

Müstakbel yazımın konusu ne mi?
Hala içimde bir kaktüs gibi taşıdığım; gidemediğim ilk konser…

Yazıyı bu haliyle naftalinlemiştim geçen sene. Bugün hava alsın istedim…

Uğur Mumcu gibi bu dünyadan Ocak ayında göçtü Dayım… Evet fotoğraftaki o. Mumcu’nun katledilişinin haberini Dayımdan almıştım o pazar… 20 yıl sonra, Güldal Mumcu’nun “İçimden geçen zaman”ını okurken üstelik, gitti… Hayat bazen fena halde çembere benziyor…

Gidenlerin ardından daha fazla mum yakar oldum, sanırım.
Daha çok şarkı söylüyorum.
İnanmazsın ama bir şekilde dünyanın bütün üzümlerini eziyorum;
Dayım gibi şarap yapmayı beceremiyorum,
kokusu sirkeye çalıyor.
Efkar geçmiyor, yıllar eskiyor.
Şimdiyse, sıyrılmadan sızısından:

Uğurlar olsun… Ocak bitmek bilmiyor…

By | 2018-01-23T23:54:31+00:00 Ocak 23rd, 2018|Categories: Atipik Yazılar, Uncategorized|Tags: , , , , , , |0 Comments

About the Author:

avatar
En çok sevdiğin oyun neydi çocukken? Yağ satarım, bal satarım benimki! İçinde kovalamaca, şarkı ve mendil var! Saklambaç, renkli istop, seksek, yakantop! Aç kapıyı bezirgan başı… Parka gittiysek o gün; tahterevalli, kaydırak ve salıncak! Gülümsedin mi? Hah, böyle kal diye yahut gülmeye; gel. En azından oyun oynarken durur zaman. Önceyi ve sonrayı unutur insan. En çok sevdiğin oyun ne? Mendil bende var, şarkı da senden olsun. En kötü ebe olursun! Usta da olsam, çırak da… Benimle oynar mısın? Merhaba!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: