Alnımı sıyırıp geçen deniz esintisi,
Bel kıvıran dalgaların sesleri,
Güneş yakıyor,
Sarıyor bedenimi,
Ayaklarımın altında ezilen ıslak deniz kumunun esintisi…
Çok fazla insan var,
Sesi kapattı biri,
Duyamıyorum seslerini.

Kuyruğu ile bacaklarımı seven,
Benden önce gideceğim uzakları koklayan,
Yalnız bir köpek yavrusu,
Neler konuşmadık onunla,
Asıl dolunaydı beklediğimiz,
Biraz da hüzünlü şarkılara daldık…

Bazı şeyleri tarih sandım,
Yapmam gerekenler sandım,
Akasya ormanı sandım,
Yağmur altında öylece…
Kurşun delikleri sandım.
Lodosu gökyüzü,
Bulutları albatros sandım.
Tüm sandıklarımı aldım,
Sandıkların içine saldım.

En sevdiğim ses kendi kahkahamın sesi,
Beni güldüremeyen her şey de aşk…
Aşk dediğin hevesli bir çocuk,
Aşk, bir lafım da sana olsun…
Yaşadığın şehre davrandığın gibi davran bana da,
Bana el salla, geride bıraktıklarına tarih olsun…

Yeraltı suyu ile sevişmiş gibi kokuyor saçlarım,
Yüzümde, dudaklarımda tatil anıları…
Güneş akşamı yudumluyor dağlardan,
Ben aldım heybeme en tatlı zamanları,
Güneş girmiştir bile,
Kır çiçekli perdemden mutfağıma.
Hüzünlü biraz burada kalanların el sallamaları…

Daktilosuna yakın, evine uzak bir kadın olmak yakışmaz bana.