Kendini kendine zincirleyen bir zenci tanıdım, adı: gece. Bir tek aydınlığa açılan kilidinin anahtarı hep boynundaydı. Fakat akreple yelkovan arasında, adına zaman denilen bir düzenekte sıkışıp kaldığından, yürek yarasını kalemiyle sağaltıyordu, anahtara uzanıp o zincirleri kırmak yerine… Sonra bir yelkovan yokuşunda, bir akrebin iğnesiyle, yuvarlanıverdi yokuştan aşağı tekrar, araftaydı artık. Boynundaki anahtarı tam bin yıl sonra fark etti. Artık çok geçti, belki de tam zamanıydı. Başını kaldırıp göğe baktı, geceydi. Gecenin boynuna sarılıp vedalaştı. Sonra insanları gördü, herkesin anahtarı kendi boynunda asılıydı fakat birinin anahtarı diğerine kilit görünüyordu. İşte sır burada başlıyordu.