Something Just Like This | Simge Aybey

Deniz aradı. Görüşemiyoruz benden ötürü. Yeni yıl yazısı yayınlasak mı, diye hatırlattı. Bir an geçen seneki yeni yıl yazım, halim geldi gözümün önüne. Ne de çok zaman geçmiş diyemeyeceğim. Her şey alt üst oldu ama. Ve altının üstünden daha iyi olduğuna inanmaya başladım.
Son zamanlarda en sık kullandığım cümleyi söyledim Deniz’e (Merak ettiniz cümleyi değil mi?!), biraz daha merak edin.
Tamam, bu kadarı yeter: Vaktim yok.

Çok uzun olmasa da olur, dedi Deniz.
Öyle deyince de orta yolu bulmuş olduk.
Sonra aradım onu (Evet hala görüşemiyorduk): Cuma günü yazı yayında. Kartpostal gibi olacak.
Yılbaşı kartpostalı!

Sonra da, “belki” dedim içimden, “benim gibi zor, bazen sesi kısılan, bazen de bir ağaca betona bakar gibi bakan olmuştur bu sene…” Olmuştur.

Geçen sene tam da bugünlerde kendime şu satırları yazmışım, sizle neden paylaşmayayım?

Satürn döngüsü bitiyor (Ki benim için beş yıldı): Sevdiklerim gitti. Yaşarken veda ettiklerim oldu. İşler bir türlü yolunda gitmedi. Olduramadım. Kevgire döndü hayatım.

İçimden geçense şu; yaşıyorum.

Eskiden başıma gelenler işin astarıymış. Yüzünü gördüm hayatın.
Derdim dert değilmiş. Kaynayan kazanlarda kalmamışım daha önceleri. Fırtına beni alıp bambaşka coğrafyaya fırlatmamış henüz.
Gözyaşım figüranmış. Çanıma ot tıkanmamış meğerse.
Hayat sınadı, yargıladı ve itiraz ettikçe cezamı katladı.

Şimdiyse çoğunlukla içimden şarkılar geçiyor…
Duyuyorsunuz değil mi?
Dans edelim mi?

Satürn döngüsü size hayatı baştan aldırır. Alfabeniz değişir bir kere. Sesiniz bazen sizi eleverir. Gözleriniz susar. Büyürsünüz, derler kısaca.

Sonrasından bahsetmedi kimse. Ben yazayım size.

Yazmamı en çok bekleyene, yazılarımı defalarca okuyanlara, sözcüklerimi kendine yoldaş seçenlere, yazmaya devam et diye sırtımı sıvazlayanlara, sana; evet, evet sana, yeni yıla diyeceklerim ve senden istediklerim var:

Satürn’ü boş ver. Beterin beteri var. Öğrendiklerin hep cebinde. Hep daha derine düşebiliyorsun. Hatta düşünce balçığa saplanıyorsun. Hayat önüne hep daha fazlasını koyabiliyor. Koysun. Olsun. Sen de hep daha iyi iş çıkarıyorsun. Hep daha soğuk, hep daha yokuş ve elbette hep daha harikuladesi var. Çünkü tepende her gün doğup doğmayacağını sınamadığın güneş var!

Birkaç gündür beni sürprizleriyle çok hem de çok sevindirenlere, beni sarıp sarmalayan dost cümlelere, beni bana hatırlatan kadim canlara, bugün yoğun bakımdan çıkan babaanneme ve sana; izninle birkaç hafta önce tanıştığım mumu (senin için) yakmak istiyorum:

Yolun iyice -nefes almanın zor olduğu hani- daraldığı bir anda çıktı karşıma bu satırlar ve bu şarkı.
O anıma iki kanat taktı.
Uzay boşluğundan daha ıssız olabilen sanal boşluğa bırakırken bu satırları, dilerim ki ensesine bir “hoh” olur dinleyenin…
Nasıl da muhtacız bazen…
Birinin sesine… Nefesine.

Üstteki satırlar işbu videodan hemen sonra yazıldı. Video son zamanlarda en çok güvenebildiğim adamdan. Bu hissi özlemişim. İzlesene.

https://www.youtube.com/watch?v=RHOg3FA9UwU

O zaman gelsin şarkı: Something just like this!

Yılbaşı Kartını unuttum mu sandın?
Ayrıca ne demiş Shakespeare: İyi biten her şey iyidir.
Ve Shakespeare hayattan daha haklı.


Marvin and Tige’da John Cassavetes şöyle der kimsesiz bir çocuğa:

-Aslında birçok şeyi çözmek için gereken şey para değildir. 
Nedir biliyor musun evlat?… İyi bir espri anlayışı… Ve o nereden bulunur biliyor musun?… Güneşten!… Evet güneş… Güneşe bakan herkes önce bir gülümser çünkü…

Gülümse. Çünkü çok güzel gülüyorsun. İçim açılıyor. Güneş gibisin…
Gülümsemeni ve güneşi kimse senden alamaz. Her gün doğuyorsa… Gülümsersin.
Güneşe bakması, gülümsemesi, denemesi SANA kalmış (Simge)!
Gülümse.

About the Author:

avatar
En çok sevdiğin oyun neydi çocukken? Yağ satarım, bal satarım benimki! İçinde kovalamaca, şarkı ve mendil var! Saklambaç, renkli istop, seksek, yakantop! Aç kapıyı bezirgan başı… Parka gittiysek o gün; tahterevalli, kaydırak ve salıncak! Gülümsedin mi? Hah, böyle kal diye yahut gülmeye; gel. En azından oyun oynarken durur zaman. Önceyi ve sonrayı unutur insan. En çok sevdiğin oyun ne? Mendil bende var, şarkı da senden olsun. En kötü ebe olursun! Usta da olsam, çırak da… Benimle oynar mısın? Merhaba!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: