Tesadüflere inanır mısınız? Ya mucizelere? Ya da ta özümüzden evrene yaydığımız o inanılmaz ve güçlü enerjiye? Ya da hayatın bize planlar kurduğuna… Biz bilmeden, görmeden, hatta öngöremeden sürprizler yaparak bizi, şimdiki “biz” yaptığına? Ya da ne yaparsak yapalım varacağımız nokta, bu nokta mıydı? Bir akışın içinde miyiz? Pekala, çok da derine inmeye gerek yok şimdi 🙂 Anda kalalım ve keyfini çıkartalım hazır vaktimiz varken…

Düşünür müsünüz siz de bazen, belki on yıl belki yirmi yıl önce aklımızın ucundan geçirip de unuttuklarımızın, şimdi gerçek olup kapımızdan içeri girdiğine ve sonra şaşırır mısınız siz de? Şaşırmak güzeldir, şaşıralım… Alakasız olacak “tesadüf” konusuyla belki ama şu devirde şaşırmaz olduk, ne görsek kabullenme, ne işitsek duyarsızlaşma, neyle karşılaşırsak karşılaşalım boş verme eğilimdeyiz ne yazık ki, oysa şaşırmak güzeldir! Fark etmektir, farkında olmaktır, heyecanlanmaktır, o duyguyu yaşamaktır, duyumsamaktır, enerjidir… Gerçi tesadüfler de öyledir, onlar da heyecandır, onlar da hayatı güzelleştiren anlardır… Hayatı ufacık da olsa güzelleştiren her ne varsa da güzeldir!

Sonra…
Gerçek olan dilekler var.
Hayat olan hayaller.
Onlara da inanalım!
Belki en başta, sadece bir duyguydu kalbimizde yatan, küçük bir fikir hem de çok küçük bir fikirdi aklımızda sessizce duran, içimizde serbest bırakılmayı bekleyen hayaller vardı belki ve şimdi hayat oldular ya da olacaklar, inanalım… Çünkü tesadüfler var, hem de en güzelinden… Çünkü mucizeler var, hem de en sürprizlisinden… Yeter ki inanalım! Değil mi? Yok, yani, değilse söyleyin 🙂 Ama umutları da yıkmayın 😉

Biz; Deniz ve Simge, üniversiteden mezun olduktan çok sonra, bir tesadüf eseri yeniden bir masada oturup sohbet etme şansı bulduk, nerede mi? Sohbetimizde ondan bahsediyoruz işte 🙂

Sohbetimizi dinlemek isterseniz aşağıdaki linki tıkayabilir ya da “play” butonuna basabilirsiniz, eğer dışarıdaysanız umarız kulaklıklar yanınızdadır 🙂

Çok “bir şey” değil yaptığımız. Ufak bir mutluluk, o kadar. Evet biliyoruz, öyle büyük bir iş değil, kendi yağımızda kavrulmaca olayı 🙂 daaaa… Peki, amacımız ne bu hayatta? Ben, ki bu yazıyı yazan “ben” Deniz’im 🙂 bazen takıyorum buna kafayı, amacım ne?

Hayatta en büyük amacımız, önce ve sadece “kendimiz” olmalı… Kendimizi mutlu etmek olmalı amaç, içsel mutluluğu bulmak ve sonra mümkünse diğerlerini, çevremizdekileri, dokunduklarımızı ve mümkünse dokunamadıklarımızı mutlu edebilmek… Daha büyük, daha derin amaçları vardır elbet her birimizin, doğru… Bulması belki güç, belki daha zamanı var o amacı bulmanın ya da amacımızın bizi bulmasının… Olabilir… O halde en küçük adım ile başlamak lazım değil mi? Ne mutlu eder beni, bizi? Bizi -ki bu noktada “biz” ifadesini Simge ile Deniz olarak kullanıyorum 🙂 – en çok beraber olmak, beraberce bir şeyler yaratmak, üretmek ve iletişim mutlu ediyor ve tabi ki “paylaşmak”! İşte Teneffüshane de bizim mutluluk aracımız. Yazıyoruz çünkü yazmayı seviyoruz, bize e-mail gönderin diyoruz, yazdıklarınızı yayınlayalım diyoruz, evet çünkü becerebildiğimiz kadar üretmeyi ve üreten insanları seviyoruz… En çok iletişimi seviyoruz, konuşmayı seviyoruz ve konuşuyoruz. Hayatta kaç “ana başlık” var ki hepimizin konuştuğu, beş mi altı mı, işte o ana başlıklar altında dönüp duruyor konuşmalarımız. Alt başlıklar, daha alt başlıklar 😉 Sonuç: bir tutam mutluluk!

Hepimizin amacı önce içimizdeki sevgiyi bulup çıkartmak ve sonra onu olabildiğince yaymak olsun… Tabi seviyorum diye karşımızdaki insanın özgürlük alanını da delmeden, yok etmeden, hani kaş yapayım derken göz çıkartmadan 🙂 -kamu spotu- 🙂

Ay, nereden nereye geldim! Tesadüf diyorduk değil mi? Sohbetimizi dinlediyseniz fark etmişsinizdir bir filmden bahsettik çok küçücük, onu izleyin hatta çok canım çekti ben bu akşam izleyeyim 🙂

Hayatta çoğu şey zaten zor, gelin kolayından başlayalım, inanmaktan ve gülümsemekten! Tesadüflere ve mucizelere gelin inanalım! Eh insanız, arada gidip geliyor o inanç ama tutunacak bir insan varsa yanınızda, hop çekip çıkartıveriyor sizi düştüğünüz o karanlıklardan… İyi ki dostlar var! A tabi, Simge gibi tesadüflere inanmıyorum diyenlerden de olabilirsiniz, Simge neden mi inanmıyor, e sohbet yukarıda, cevabı içinde 😉

TDK
Tesadüf: rastlantı
Rastlantı: Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf
diyor…

Karşılaşmalar güzeldir işte, diyorum! 🙂 Yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızla ya da otuzlu yaşlarınızda ilkokul öğretmeninizle karşılaştığınızda mutlu olmaz mısınız? Ay, ben olurum! 🙂

Küçüklerine “tesadüf” büyüklerine “hayat” mı desek?

Sevgiler paylaştıkça çoğalır, dertler paylaştıkça azalır, eh biz de paylaşıyoruz, siz de paylaşmak isterseniz aşağıdaki yorum kısmına ister isminizi belirterek isterseniz belirtmeyerek bize yorumlarınızı, hislerinizi yazabilirsiniz 😉 bunu yazmamıza da gerek yok da hani işte küçük bir hatırlatmaca olsun… Çok konuştuğumuzu ve çok yazdığımızı söylemiş miydik? 🙂

Keyifli dinlemeler,
Keyifli dinlenmeler…
Bol gülümsemeli günler!

Sevgiler,
Teneffüshane
Deniz & Simge

İki kişilik diğer sohbetlerimiz için Kulak Misafiri bölümümüze, dostlarla muhabbetlerimiz için Misafir Ol Gel Bana bölümümüze uğrayabilirsiniz.

Dilerseniz sohbetlerimizi SoundCloud hesabımızdan da dinleyebilirsiniz.