Komşu Ada: Thassos | Deniz Pekgenç

Hadi Thassos Adası’na!

Yunanistan’ı, hele ki adalarını, Yunan’ları, aslında tüm ülke insanlarını, insan sevmeyi, sevilmeyi, tanımayı, tanışmayı seviyorum ✌ Hazır mevsimlerden yaz, aylardan Temmuz, önümüzde uzun hafta sonları, yıllık izinler ve bayram tatilleri varken, en çok gittiğim ve her seferinde denizinden, kumundan, güneşinden, insanından, yemesinden, içmesinden keyif aldığım Thassos ’u yazayım dedim bu hafta 💙 Anılarımdan ve adadaki günlük yaşantımdan çok, nasıl gidilir, nerelere gidilir, nerede denize girilir gibi daha pratik ve işe yarar bilgiler vereyim diyorum 🙃 Gerçi nerede denize girilir sorusu biraz gereksiz oldu, keza her yerinde denize girilir 🙃

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar için hafta sonlarında gitmelik, İstanbul’dan kaçmalık bir yer Thassos. Otobüsle gidebilirsiniz. Metro Turizm ve Ulusoy ile Kavala’ya gitmek mümkün. İstanbul’dan otobüsle yaklaşık 7 saat sürdüğünü okuyacaksınız bilet alırken, doğrudur, lakin sınırda kuyruk varsa o 7 saat olabilir size 9 saat, hatta günlerden bayramsa 10 saate kadar da çıkabilir, aman dikkat 🙃 Planlarınızı sınırda olabilecek bekleme sürelerini dikkate alarak yapın derim. Kavala’dan Thassos’a feribot var. Feribotla adaya ulaşım yaklaşık 1 saat 20 dakika kadar sürüyor. Kavala’dan kalkan feribotumuz Thassos’un Skala Prinos isimli pek sevimli yerleşim biriminde sizi adayla kucaklaştırıyor 🙂

Ben bu sene arabayla gittim ve inanın çok rahat ettim. Yol kolay ve çok keyifli, hele mola vermeyi, yeme içmeyi seviyorsanız! ✌ İstanbul’dan Thassos arabayla toplam 5,5 saat sürüyor. Yolda mola verirseniz elbette uzuyor. Otobandan yol alıp Kınalı’dan çıktık biz, ver elini İpsala… Arada mola verip kahvaltı ettik tabi, yemeden durur muyuz?! Malkara’da Ünal Peynircilik, evet, eski kaşarlı tost, nefis! 😉 Yanında domatesiniz zeytininiz, bir de demli çay, oh, daha ne olsun! İpsala’da kuyruk olabiliyor. Bu nedenle erken çıkan yol alır mantığını devreye sokuyoruz Biz saat 11’de Malkara’daydık, yolda Ayçiçeklerle fotoğraf çekileceğiz diye oyalandığımızdan, tostumuzu keyifle yiyip bir de, ay çay da pek iyi geldi, bir bardak daha içelim de öyle yola koyulalım dediğimizden İpsala Sınır Kapısına vardığımızda saat 13:00 oldu 🙃 Allah’tan sınır kalabalık değildi. Yarım saatte işimiz bitti ve Yunanistan’a geçtik. Tabi kısa sürede sınırdan geçmemiz, günlerden Perşembe olmasıyla da alakalıydı, Cuma ve Cumartesi kalabalık olur tabi Dedeağaç (Alexandrapolis)’te mola verdik, yedik içtik yine tabi. Oradan Keramoti ve Keramoti’den feribotla Thassos’a vardık.

Keramoti (Keremetli) ya da Kavala’dan Thassos

Arabayla gidiyorsanız Thassos’a gitmek için iki seçeneğiniz var; Keramoti ya da Kavala’dan feribota binebilirsiniz. Keramoti’den Thassos feribotla 30 dakika kadar sürüyor, Limenas’a varıyorsunuz. Kavala’dan 1 saat 20 dakika kadar sürüyor, Prinos’a varıyorsunuz. Karar sizin  Kavala’yı gezmek isterseniz yolunuzu biraz uzatmış olabilirsiniz, ilk defa gidecek olanlar için değer bence… Tabi adada kalacağınız yer de önemli…

Feribot saatleri ve ücretleri için http://www.go-thassos.gr/thassos-ferry-schedules-prices buraya göz atabilirsiniz.

Yunanistan’da ve ada içinde Google maps’in uygulamasını tavsiye ederim. İnternetiniz olmasa da sizi gideceğiniz yere sağ salim götürüyor 🙂

Ada küçük değil, arabayla gitmeyecekseniz, adaya vardığınızda ya araba ya da artık hangi aracı seviyorsanız 🙃 bisiklet olur, motosiklet olur, neyi isterseniz onu kiralamanızı tavsiye ederim. Daha rahat edersiniz. Mesafelerin uzak olduğunu göstermek için şöyle bir örnek verebilirim, haritayı açın, Limenas’tan Limenaria’ya arabayla gidiş 50 dakika kadar sürüyor. Çünkü hızlı gidemiyorsunuz, hele önünüzdeki araba denizi izlemeyi seven bir şoför barındırıyorsa hiç mi hiç hızlı gidemiyorsunuz, arada yerleşim merkezlerinin, köylerin içinden gidiyorsunuz, bu nedenle zaman alıyor.

Kalabileceğiniz ana merkezler olarak; en başta, adanın merkezi olarak adı geçen (aslında her yerleşim merkezi kendi başına merkez) Limenas’ı öneririm. Hem hareketlidir hem de gece de rahat edersiniz, gezer yer içer yürüyerek otelinize dönersiniz. Prinos, Limenaria ve Potos’u da öneririm. Buralar da akşamları hareketli, alışveriş yerleri, hediyelik eşyacıları, gezecek sokakları var… Düşündüm de Skala Marion da güzel, akşam yemeği için çok tatlı çok keyifli tavernaları var.

Deniz Güneş Midye Bira

Ada dediğimiz zaman plajlarını saymadan edemeyiz tabi. Hangileri güzeldir, nerelere gidilir? Benim favorim Arsanas, denizini tek geçerim 🙂 İşletmesi en iyi olansa La Scala, eğer ki şık olsun, yeme içme seçeneği bol olsun, hizmet kaliteli olsun istiyorsanız La Scala’yı tercih etmelisiniz. Plajlarından 9-10 tanesine bir göz atalım:
(Not: Plajların hepsinin sitesine bağlantı koydum, mavi altı çizili başlıklara tıkladığınızda plajlar hakkında daha detaylı bilgilere erişebilirsiniz)

La Scala
La Scala tesis olarak, bizim Çeşme Bodrum tesislerine benziyor. Düzenli ve hizmeti çok iyi, müzik güzel, ortam keyifli ama denizi genelde biraz dalgalıdır. Şezlong ve şemsiyeye ücret almıyorlar ki, bu harika, yalnızca yediğinizi içtiğinizi ödüyorsunuz, isterseniz yalnızca su içip bütün gün oturabilirsiniz.

Eğer Limenas’ta kalıyorsanız, La Scala arabayla beş dakika sürüyor. Otelinizde kahvaltı dahil değilse, bence en keyiflisi, sabah doğrudan La Scala’ya gidip önce denize girip ardından da güzel bir kahvaltı ve yanında Frappe! Kahvaltı deyince elbette bizim Türk kahvaltısını beklemeyin ama tostlar ve sandviçler gayet güzel ve lezzetli!

Aliki Plajı
Thassos’a ilk kez 2014 yılında gittim. Sonrasında her yaz… Bu seneye kadar Aliki tamamen Türk’lerle doluydu, yabancılık hiç çekmiyordunuz yani, yan şezlongda Türkçe müzik yayını, sağınızda solunuzda sizin diliniz, sanki yurt dışına hiç çıkmamışsınız gibi 🙃 Bu sene, yağan yoğun yağmurlar ve şiddetli fırtına, Aliki Plajının üst tarafında 2016 yılında çıkan korkunç yangında yanan ormandan arta kalan çalı çırpı, dal, toprak ne varsa almış getirmiş denize, gittiğimizde şok oldum, ne bir şezlong var ne bir insan, deniz desen kıyamam, kapkara olmuş…

Ama normalde çok güzeldir Aliki, hele güneşi batırmak için… Mythos (bira) yanında midye, önünüzde masmavi deniz, denizin üzerinde tüm ihtişamıyla batan güneş, gökyüzünde bin bir renk… Bira olarak ne tercih etmeliyim diye soranlara genelde şunu söylüyorum; Efes seviyorsanız Mythos, Tuborg ise tercihiniz Alfa içebilirsiniz 🙂

Paradise Beach
Paradise’ın denizi alçaktır, yürü yürü belinde, sonra boynunda, yürü yürü, sonrasında derinleşir. Masmavidir denizi, mis gibi, bak bak doyamaz insan, yüz yüz bitiremezsiniz, çıkmak istemezsiniz sudan, aslında adaların özelliğidir ya bu, hep masmavidir deniz, huzur dolu. İki işletme var plajda. İkisinden birine geçip oturabilirsiniz. Yalnız ikisinde de şezlong ve şemsiyeler parayla, ki eskiden değildi, sonradan oldu bu ücret işi… Bir de bu işletmelerde garson yok, gidip kendiniz almanız gerekiyor. Paradise’tayken pek güzel fotoğraf çekememişim mavi altı çizili başlığa tıklarsanız harika fotoğraflar bulabilirsiniz!

Marble Beach
Marble Beach herhalde en meşhur plajlarından biridir. Herkes pek bilir, pek beğenir! Neden? Çünkü mermer denizi maviden de öte bir renkte gösterir, camgöbeği mi derler o renge, bilemedim ya da turkuaz da denebilir ama rengi gerçekten harika! Çıkartılan mermerleri de biraz ilerlerseniz görebilirsiniz.

Marble Beach’in yolu çok fena yalnız, uyarıyorum, eğer arabanızın altı alçaksa girmeyin ya da inanılmaz yavaş ve dikkatli gidin ya da en iyisi bir 4×4 kiralayın!

Salonikios
Gün batımı için muhteşemdir, güneş harika batar burada, çok da romantiktir 💙  Bayılıyorum burada günü batırmaya… Harika da fotoğraflar çekersiniz! Benimkilere bakmayın, ben fotoğraf çekmekten çok anı yaşama modunda oluyorum böyle keyifli yerlerde 🙂 Burada büfe gibi küçük bir cafe var gerçi ama giderken yanınıza yiyecek içecek bir şeyler alıp da gidebilirsiniz.

Giola
Doğal havuz olarak bilinir kendisi, denizin kenarında kayalıkların ortasından denize atlamak isteyenlere önerilir. Ben en yüksek kısmından atlayamamıştım, azıcık korkmuş olabilirim 🙂 ama atlamak serbest siz yine de dikkatli olun. Burası tamamen kayalık, şemsiye vs. yok, beyaz tenlilerin daha da dikkatli olması gerek! Yanınıza yiyecek içecek almanızda fayda var, özellikle mutlaka su!

Giola tabelasını gördüğünüzde arabalarını park edip aşağıya doğru yürüyen insanlar göreceksiniz. Eğer onlar gibi yaparsanız yürü yürü bitmez bu yol Arabayla inebildiğiniz kadar toprak yoldan inin, indiğinizde toprak bir otopark alanı göreceksiniz, arabanızı buraya koyup yürürseniz daha az yürümüş olursunuz ama yine de yürüyecek yolunuz olacak. Terlikler kayabilir dikkat! Arabanızı zeytin ağaçlarının altına koyup araba içini sıcaktan korumak isteyeceksiniz, yapmayın  🙃 Etrafta dolaşan tatlı keçiler arabanızı merdiven yapar, üstüne çıkıp zeytin dallarını kemirir, bir de gelmişsiniz, arabanın üstü ezilmiş 🙃  Ben uyarmış olayım!

Marley Beach
Sessiz sakin bir gün geçirmek isteyenler için ideal. Benim tek başıma gidip şezlongda saatlerce kitap okuyup denize girmişliğim çoktur… Astris’te… Yemesi içmesi de keyifli… Burada da şezlonglar ücretsiz, yediğiniz içtiğinizi ödüyorsunuz. Rahat ve keyifli…

Psili Ammos Beach
Sabahın erken saatlerinde deniz dümdüzdür ve pek insan yoktur ama saat ilerledikçe çok kalabalıklaşıyor. Şezlonglar ücretli. Garson servisi var, tostları güzeldir. Benim pek tercih ettiğim bir plaj değil açıkçası…

Arsanas Beach
Benim favorimdir kendisi! Ahh o nasıl güzel bir deniz, nasıl güzel bir koy, nasıl bir yeşil, nasıl bir mavidir! 💙

Nazım gelir aklınıza, mırıldanırsınız kendi kendinize…
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Golden Beach
Şerit boyu yürüdüğünüzde birbiri ardına dizilmiş birçok küçüklü büyüklü tesis mevcut burada. Benim her seferinde gittiğim yerin adı La Boheme, tavsiye ederim. Hizmeti güzel, yiyip içtiğinizi ödüyorsunuz, şezlong ve şemsiye ücreti ayrıca almıyorlar. Denizi derin değil, derin sevmeyenler için burası da Paradise gibi ideal.

Servis elemanları çok güler yüzlü, gerçi Thassos’taki her işletmenin servis elemanları, garsonları, işletmecileri, hepsi ama hepsi çok güler yüzlü ve sohbet etmeyi seviyorlar. Ada insanı güler yüzlü, misafirperver, sıcakkanlı, dost canlısı…

Gezilecek Köyleri

Thassos’a gittiğinizde köylerini de gezmeden, görmeden dönmeyin bence. Tamam, belki hepsine birden gidemezsiniz, doğru, zamanınız kısıtlı ama en azından bir ya da iki tanesine mutlaka uğramanızı, içinde yürümenizi, o köylerdeki huzurlu atmosferi hissedip Frappe ya da Yunan Kahvesi içmenizi tavsiye ederim. Türk Kahvesi istediğinizi söylediğinizde de getirirler bu arada, öyle ayrımcılıkları hiç yoktur 🙂  Sonuçta Türk Kahvesi! 😉 Thassos’un tepelerinde çokça köy var, eski zamanlarda insanlar korsanlardan korunabilmek için özellikle evlerini tepelere yapmışlar…

Kazaviti 
Prinos’tan yukarıya doğru çıktığınızda tepelerin ve yemyeşil ormanların arasından sizi selamlar Kazaviti, huzurlu, sakin taş sokaklarıyla… Önce Mikro Kazaviti (Small Kazaviti)’den geçeceksiniz, devam ettiğinizde Kazaviti’ye ulaşacaksınız. Meydandan sağ yukarıya doğru yürüyerek köy sokaklarında gezmenizi öneririm.

Kazaviti kelimesi iki latince kelimeden meydana geliyor; casa = ev ve vitus = şarap birleşince şarapların evi gibi 🙂 Şarabını deneyin madem…

Theologos
Potos’tan Theologos tabelasını takip ederek gidebilirsiniz. Tarihi en eski olan köy, bildiğim kadarıyla, içinde müzesi de var. Ben müzeye hiç girmedim ama merakı olanlar için söyleyeyim dedim 🙂

Taverna Iatrou’da oğlak ve yanında mutlaka ev yapımı kırmızı şarap tavsiyemdir. Normalde pek kırmızı et yemem ama burada yenir yani  Facebook sayfaları varmış https://www.facebook.com/taverniatrou/?rc=p isteyen buradan da inceleyebilir. Manzara da bir harika!

Panagia
Adanın koruyucusu Meryem Ana’dan adını alan bu köye ulaşım çok kolay, hatta çoğu zaman bir yerden bir yere giderken içinden bile geçeceksiniz. Çok şirin bir köydür. Yürüyerek gezdiğiniz sırada Thassos Inn Hotel Bar Cafeteria’yı göreceksiniz, bir kahvesini için, Dimitrios (Dimitri) ile sohbet edin! Panagia’da da oğlak yenmesini hep tavsiye ederler, ben hiç yemedim çünkü genelde hep çok kalabalık oluyor.

Kastro
Deniz seviyesinden 450 metre yüksekte olan Kastro castle/kale anlamına geliyor ve bu köyü sahil kısmından ya da yola ilk çıktığınızda görmeniz mümkün değil. Ben buraya bayılmıştım! Kendimi bambaşka bir diyarda, hiçbir şey düşünmezken buldum, ıssız, sessiz, küçücük…

Kastro cafesinde mutlaka oturup Kosta (Kostas, erkek isimleri, kişiyle konuştuğunuzda s harfi kaldırılarak söyleniyor) ile mutlaka tanışın, muhabbet edin, kendi yaptığı uzosunun tadına bakın, oyunlarında ona eşlik edin!

Yunanca Pratik Kelimeler

En azından teşekkürler diyebilmek, insana kendini iyi hissettirir genelde, en azından bana… Hangi ülkeye gidersem mutlaka nasıl teşekkür edilir öğrenirim ✌

ευχαριστώ – efharisto diye okunuyor “teşekkür ederim” anlamına geliyor.
νερό – nero diye okunur kendisi “su” demek, eh hava sıcakken su diyebilmek de önemli…
σαλάτα – salata diye okunur, Türkçe ile aynı olan o kadar çok kelime var ki zaten!
Ψάρι – psari diye okunur “balık” olarak anlaşılır 😉
Εγώ – ego – “ben”
Καλά – kala – “iyi”
Εγώ είμαι καλά – ego ime kala – ben iyiyim
Είμαι η Deniz – ben Deniz’im 🙂
Καλημέρα – kalimera – günaydın ya da iyi günler!
Καληνύχτα – kalinihta – iyi geceler!
Γεια σας – ya sas 🙂 merhaba!

Son Sözler

Thassos’a ilk gittiğim 2014 yılında Euro 2,9 TL civarındaydı, Thassos ucuzdu, şimdi fiyatlar aynı ama Thassos pahalılaştı!  🙂 Yine de fiyatlar Bodrum ya da Çeşme’yle kıyasladığınızda uygun kalıyor.

Uzun uzun yazacak çok şeyim, vermek istediğim çok bilgi, söyleyecek çok sözüm, paylaşacak çokça duygum var ama kimseyi de sıkmak istemiyorum uzun yazıp da  Kısa bilgiler vermeye çalıştım, çok yüzeysel geçtim biliyorum, sorusu olan aşağıya yorum kısmına ya da instagram hesabımdan (hermevsimdeniz) bana sorularını sorarsa hepsini yanıtlamaya çalışırım… 🙂

Potos’ta Irene Tavern’de ahtapot ve varsa mutlaka vatos balığı yiyin,
Limenas’ta Simi Restaurant’ta kabak kızartma sipariş edin,
Limenaria’da Limani Taverna’ya gidin,
Yolunuz düşerse Skala Maries’te Armeno Restaurant’a da gidebilirsiniz
derim

Ben uzo olarak Varvayani (OUZO BARBAYANNI/ ΟΥΖΟ ΒΑΡΒΑΓΙΑΝΝΗ) tercih ediyorum, ama damak tadı tabi 🙂

Simi Restaurant/Limenas

Limenas’ta yemekten sonra keyifli bir gece geçirmek, sonsuz denize, şanslıysanız ay ışığına kadeh kaldırmak için Karnagio Beach Cafe Bar’a gitmenizi kesinlikle tavsiye ederim 👌🏼 İnternet sitelerine bakabilirsiniz.

Adanın tamamını tam tur dönen asfalt yolu turlayın mesela, farklı yerlerde denize girin, köylerini gezin… Bu sene Sema’yla gittik, ona çokça yer gösterebilmek için sabah bir beach öğlen bir köy öğleden sonra başka beach şeklinde gezindik Böylece üç günde üç köy ve altı plaja gittik! 🙂
Adanın zeytini ve zeytinyağı çok lezzetli, bizde de var hatta daha güzelleri diyeceksiniz, doğru, yine de tadın, hediyelik olarak da düşünebilirsiniz 🙂
Bol bol yüzün…

Biz İstanbul’lular çokça koşuşturma, hep bir acele, her an bir yerlere yetişme telaşı içindeyiz. Thassos’ta durun, nefes alın, yeşili ve maviyi çekin içinize…

Keyfiniz bol olsun!
Τα λέμε! (ta leme)
Görüşürüz!
Sevgiler,
Deniz
(hermevsimdeniz)

diyerek bitirmiştim yazımı, Perşembe günü yayınlanmak üzere dosyasına saklamış ve zamanının gelmesini beklemeye koyulmuştum. Bir sonraki gün Atina’daki yangın haberi geldi, içimizi yaktı, canımızı acıttı. Geçmiş olsun komşu, Allah güç ve sabır versin kaybı olanlara, ailelerine, yakınlarına, tüm sevdiklerine ve tüm insanlığa! Üzgünüz, çok üzgünüz, acı hepimizin acısı, paylaşıyoruz… Tüm dualarımız sizinle…     🙏🏼  🙏🏼  🙏🏼 

About the Author:

avatar
Kendi halinde bir kadınım, ara sıra yazıp çizen işte. Her Mevsim Deniz dedim kendime, mevsimsiz yaşıyorum hayatı çünkü. Aşık olmak için baharı beklemiyorum mesela ya da depresyona girmek için kışı! Dostlarla olmaksa en büyük keyfim ve işte ondandır ki Teneffüshane’deyim! Siz de hoşgeldiniz.

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: