Türk Sinemasında Demir Ata Binmiş Filmler | Yusuf Kayseri

Yolculuk güzeldir, çoğunlukla güzel anılar bırakır zihinlerde. Yolculuklara dair anılarımın büyük kısmı çocukken bindiğim trenlerle ilgilidir. Trenin kendine has kokusu, çıkarttığı ses, koltuklarının sertliği ve hafızalara kazınmış görüntüsü ile beş duyunun dördüne(*) doğrudan etki eder trenler.

Tren yolculuğu demini iyice almış çay gibidir. O, demini almış çayı hatırlatan sahnelerin olduğu bazı filmleri sıralamak isterim. Eskiden yeniye…

Köyden İndim Şehire – 1974

Ertem Eğilmez’in 1974 yılı filmlerinden olan Köyden İndim Şehire filmi, serinin bir önceki film olan Salak Milyoner’in kaldığı yerden devam eder. Altınları bulan dört kardeş tarlada “güreş” tutmaktadırlar. Milyoner olmak için altınları bozdurmak gerekmektedir ama kime? Köylüleri Ali Rıza Emmi Ankara’da kuyumculuk yapmaktadır, altınları bozacak kişi bulunmuştur. Ali Rıza Emmi’ye gitmek için Ankara’ya gitmek, Ankara’ya gitmek için ise trene binmek gerekir. Himmet, sabah erkenden evden çıkar, Hayret ile karşılaşır, altınlar ikiye bölünecektir. “Sabah şerifleriniz hayırlı olsun” der Gayret, yani altınlar üçe bölün… “Salak senin bubandır” sesi sabahın sessizliğinde yankılanır, altınlar olması gerektiği gibi dörde bölünecektir.Trene birinci mevkiden bilet alırlar…

Yol – 1982

Yılmaz Güney ve Şerif Gören’in, 35. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi Costa-Gavras’ın Kayıp/Missing filmi ile paylaştığı ve ülkemizde 17 yıl sonra gösterilmiş olan Yol filmi adından da anlaşılacağı üzere içerisinde bol bol tren yolculuğu barındırmaktadır. Günümüzde “alüminyum folyo” ile kaplanmış (ve ne yazık ki uzaklara taşınacak olan) memleketimin garını da gösteren bu film; yarı açık cezaevinden bir haftalığa izne çıkmış olan 5 mahkumun yolculuğunu anlatmaktadır. Yol boyunca onların hikayelerinin yanı sıra diğer yolcuları gözlemleme imkanı da bulmaktayız. Öyle ki yolculardan biri bir koyundur.

Tokatçı – 1983

1975 yılı filmlerinden; Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’daki Nüfus Müdürü ve Aptal Şampiyon’daki Pong’u canlandırmış ve 1950’li yıllarda 4 film yazmış ve yönetmiş olan Zeki Alpan; 1983 yapımı Tokatçı’da “ilk tokatçı” olarak karşımıza çıkmaktadır. “Haydarpaşa”yı ağır ağır yürüyen Osman, trene biner, oturacak bir koltuk arar ve en sonunda bulur. Antep’e gidecektir Osman, 600.000 liralık başlık parasını verecek, sevdiğine kavuşacaktır. “İlk tokatçı” ekibiyle gözgöze gelir, tokatlayacak enayi yanlarına gelmiştir, önce perde kapanır “ışık rahatsız ediyor” bahanesiyle, sonra esnemeler başlar, Osman uyur, ekip parayı alır.

Milyarder – 1986

1974’te zengin olmayı milyon birimi ile dile getirmiş olan Yeşilçam aradan geçen 12 seneden sonra aynı kavramı milyar birimi ile göstermiş olması paranın pul olmasının bir kanıtı olsa gerek. “Atıl kurt” repliği ile hafızalara kazınmış Kartal Tibet’in yönettiği 58 filmden biridir milyarder. Trenin içini çok göremesek de bol bol İstasyon görünür bu filmde. Öyle ya, Mesuduye tren istasyonunun amiri olan Mesut, Milli Piyango’dan büyük ikramiye kazanır ve olaylar gelişir.

Selamsız Bandosu – 1987

Bir treni; hasretle, tutkuyla beklemenin filmidir Selamsız Bandosu. Milyarder’de istasyon amiri Mesut olarak karşımıza çıkan Şener Şen; bu filmde şehir merkezine çok uzakta olan bir kasabanın belediye başkanıdır. Cumhurbaşkanının tren ile kasabadan geçeceğini öğrenir ve devletin en büyüğünü karşılamak için bando kurmak şarttır. Bando için bir bando şefine ihtiyaç vardır, bulunur; müzik aletlerine ihtiyaç vardır, alınır. Peki ya kim çalacak? Çalacaklar da bulunur/ikna edilir. Geriye sadece beklenen trenin durması kalmıştır…

Pardon – 2005

Ferhan Şensoy’un, gazetede gördüğü bir haber üzerine yazdığı Çok Tuhaf Soruşturma oyunundan senaryosunu uyarladığı film; otobüsten inen İbrahim’in polisleri görmesi ile kaçması ile başlar, içeri alınması ile devam eder. Eski iki arkadaşı Muzo ve Aydın da içeridedir. İlk duruşmanın muhakemesini trende dönüş yolunda yaparlar. Tren durduğunda İbrahim dışarıdaki simitçiye seslenir ve 10 tane simit ister. Sonrasındeki replik benim bu filmde en çok sevdiğim repliktir. Bu filmdeki “maphus” sahneleri Sinop Cezaevinde çekilmiştir.

İşe Yarar Bir Şey – 2017

Mersin’in Arslanköy’ünden kadınların sergilediği oyunu 2005 senesinde belgeseline konu etmiş yönetmen Pelin Esmer’in bakış açınıza göre kâh umut dolu kâh hüzünle biten filmi olan İşe Yarar Bir Şey’in yarısı trende geçmekte. Bir iş için yola koyulmuş Hemşire Canan ile mezunlar toplanmasına ilk kez gidecek olan Avukat Leyla’nın yolları rayların üstünde kesişir. Olaylar gelişir gelişmesine de insanda tren ile yolculuk yapma hissi uyandırır bu film, üstelik eski tip trenler ile. Üstelik gidilen yerin bir önemi yoktur, instagramınız size kalabilir, trend olmuş yerlere değil tren ile gidilen yerler yeterli olacaktır. Yemek vagonunda geçen sahne beşinci duyuya da hitap eder, patates kızartmasının yanında gelen o domatesli sosun ve yoğurdun tadı damaklara işler adeta.(*)

Locman – 2018

Trende yolculuk etmek kolay, peki ya trende yaşamak nasıl bir his olsa gerek? Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız; Şükrü Alaçam’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan Locman aradığınız yanıtı bulmanızda size yardım edebilir. Film, 1980 senesinin gerilimli ortamını seyirciye sezdirmeye çalışırken aynı zamanda bir ailenin bir arada kalmak için çabalamasını anlatıyor. Tayini çıkan makinist için lojman bir şekilde ayarlanamaz ve çare manevra vagonunda yaşamaktır. Filmde Nisa Sofiya Aksongur’un canlandırdığı Berrak karakterine ilham kaynağı olan kişinin filmin yönetmeni Şükrü Alaçam’ın ablası olduğunu belirtmek gerekir.

About the Author:

avatar
Bu içerik, ‘Konuk Yazan’ tarafından yaratılmıştır. Teneffüshane'ye konuk olan dostlarımızın yazı ve paylaşımları “Konu Komşu” adıyla sitemizde yayınlanmaktadır. Siz de yazınızın Teneffüshane'de yayınlanmasını isterseniz öykü, atipik yazı, kültür-sanat-seyahat yazılarınızı ve şiirlerinizi bilgi@teneffushane.com ve editor@teneffushane.com adreslerine gönderebilirsiniz. Editör onayından geçen yazılarınız Teneffüshane'de yayınlanacaktır. Keyifli okumalar!

Leave A Comment

%d blogcu bunu beğendi: