Aslı sağ çenesiyle sağ omzu arasına sıkıştırdığı telefonu sol çenesiyle sol omzuna geçirdi.
Ya işte böyle, dedi, o sarışın heybetli kadın başlarına müdür oldu, mesaiye kalıp duruyor, eve neredeyse yatmadan yatmaya geliyor, yakında ona da gelmeyecek, bu evlilik boşanmaya gidiyor, ben diyeyim sana.

Boş kalan sağ eliyle makası sıkıca kavradı, sol eliyle tuttuğu saçlarını tutam tutam kesmeye başladı, tel tel dağılan saçlar lavabonun içinde gittikçe büyüyen bir yığın oluşturdu.

Seni gerçekten çok ihmal ediyor, dedi Elif. Bence de boşanmayı artık düşünmelisin diye ekledi telefonu kapamadan önce. Zavallı Aslı, diye geçirdi içinden. Saatine baktı, iş seyahatinden dönen kocasının uçağı alana inmişti, karşılamaya geleceğini söylememişti, sürpriz yapacaktı. Bavullarını alıp kapıdan çıkan yolcular arasında görünce koşayım dedi, ama dondu kaldı. Akşam haberleri, gelen yolcular arasında iki kadın arasındaki saç saça kavgayı ve onları ayırmaya çalışan adamı canlı yayında defalarca gösterdi.

Temizliği bitirmek üzereyken lavabonun içinde dağılan saç tellerine canı sıkılan Esma Hanım, banyoyu bir daha sildi, saçları toplayıp çöpe attı. Salonda boş gözlerle oturan Aslı’ya iyi akşamlar, dedi ama o duymadı. Yazık ya, beslemelere benzemiş güzelim kadın, beyi de başka bir kadına mı gidiyormuş neymiş. Allah insanın beyini başından eksik etmesin, aman aman, diye söylendi sessizce.

Kahvede tam da okeye dönerken çalan telefonla canı sıkıldı Mustafa’nın. Yine mi iş bulamadın diye çemkirecekti Esma, iş vardı da ben mi bulamıyorum diye cevabı yapıştıracaktı o da. Hep aynı teraneler. Konuştukça kaşları havaya kalktı, ne yemek yapayım sana, ne demekti yahu? Bu işte bir iş vardı, Huriye’yi mi öğrenmişti acaba? Bakkalın hanımıyla gönül eğlerse olacağı buydu, daha uzaklarda eğleşmeliydi. İçi sıkıldı, az daha oyalanayım, dedi. Televizyonda saç saça, bağıra çağıra kavga eden iki kadına gözü takıldı.

Yan daireden gelen çığlıklara merakla kulak kabartan Macide Hanım, ah be kızım, dedi kendi kendine. Susacaksın, dizini kırıp oturacaksın, erkeğe sesini yükseltmeyeceksin. Kol kırılsa bile yen içinde kalacak, ohooo, bize nelere sustuk, neleri yuttuk, bu işler böyle, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun. Ne söyleniyorsun yine Macide? diye soran Haydar Bey’i duymamazlıktan gelip mutfağa yollandı. İşte böyle susacaksın. Hanımını mutfağa püskürten Haydar Bey keyifle gülümseyip koltuğa iyice yayıldı. Televizyon kumandasını ele geçirmişti işte. Şu haberlere bir bakayım önce, dedi.

Hımm, evet, hayır, peki gibi kısa cevaplarla telefonu kapattı Nahide Hanım. Yüzünün allak bullak olduğunu gören komşuların çok meraklı sorularını geçiştiriverdi. Kızının boşanacağını söyler miydi hiç, söylemezdi. Geziye çıkacaklarmış, derdi, terfi edecekmiş, derdi, bebek düşünüyorlarmış, bile derdi. Boşanma da neyin nesiydi, nereden çıkmıştı akşam akşam. Boşanıp da ne yapacaktı. Çayından hızlıca koca bir yudum alınca ağzı yandı.

Randevuyu yarına versem, nasıl? Acil mi gelmen gerekiyor? Peki tamam bekliyoruz, diye memnuniyetsiz kapattı telefonu İlyas. Bütün gün ayakta çok yorulmuştu ama Aslı da eski ve iyi bir müşterisiydi Saçlarını kendi kendine neden ve nasıl kestiğini de çok merak ediyordu. Bana bir kahve yap, dedi yardımcısına, saçları düzene sokarken dinleyeceği hikâyeye kendini hazırladı. Hikâyelere bayılırdı. Vallahi bu model sana çok yakıştı, Kısa saç sana çok gitti, genç gösterdi, Amaaan, kökü sende, yine uzar şekerim, cümlelerinden hangisini kullanacağına duruma göre karar verecekti.

Arkadaşlar hepinize teşekkür ederim, haftalardır çok çalıştık ama iyi iş çıkardık, proje sonlanmak üzere, bugün erken çıkabilirsiniz, dedi Aynur Hanım, ofiste bir alkış koptu. Projenin vaktinden önce bitmesiyle maaşına yansıyacak primi kimse bilmiyordu. Bu bir ekip işiydi, tabii ki herkes çalışacaktı. Sadece onun maaşının artmasıysa genel müdürün takdiriydi, o ne yapsındı. Belki ekipçe bir kutlama yemeğine giderlerdi, bunu sonra düşünecekti.
Murat fırladı hemen, son haftalarda ihmal ettiği karısını burnunda tütüyordu, onun güzel saçlarına yüzünü gömecekti gidince. Çiçekçi kapanmadan yetişseydi bari, şöyle kocaman bir buket çiçek, Aslı’nın en sevdiklerinden. Sonra da ayrı kaldıkları haftaların acısını çıkarırlardı artık.