Bir çaresizlik, yere düşmüş bir kadının yerden kahkahalarla kalkması, bir pejmürde ev kadının anlamsız ifadesi, bir kitap evinde çabasız çalan müzik, bir çarşafın buruşmuş kıyısı, bir sedanın yankılanması gibi aklimin köşelerinde silemediğim bazı hayaller var…

Şarap kadehlerine sığınırdım bazen, bazen de bir dizi karakterinin sarhoş etmesine izin verirdim hülyalı anları, olmazsa koşup gider en çapraz ateşte kalmış depresyon kaşıklarını çalardım kendime… Sonra vakit değişti, benim gökyüzümde, benim istediğim kadar martı, insanlar artık…

İçim rahat, didiklenmek ve didişmekten yorulmuş tüm kaslarım gevşek…

Hayatım rengarenk, bir çarşı poşetiyle eve gelmiş; patates, soğan, marul, maydanoz kadar özgürüm… İfademde mutlu bir gülümseme, inadına akan gökkuşağı… Aradığım huzuru taa ki içimde bulana dek, kaldırıp baktığım her paspasın altı için bugün yalnızca kendimden özür diliyorum…

Bıraktım, gitti tutsak güvercinleri içimden, hepimizin bir senaryosu yok mu? Neyi kabulleniyor muşum ki? Geçti hepsi, başkasının da söylemesine gerek yok artık… Geçti…

Yalnızlıklar tükendi, bilmem belki benden kalkıp başkasına gitmiştir ki, bu artık başkasının sorunudur.

Ben kendimle baş başa kalmanın tarifsiz çikolata tadındaki portakal kokusunu buldum… Başka bir şey sevmediğimi fark ettim… Korkularımı unutmadım, ama bitirmiyorlar artik beni… Hepimizin bir senaryosu yok mu? Beni ne bitirecek ben bileceğim ama asla beklemeyeceğim.

Mezarımı kaybedip kaybedip bulmayacağım, sonumu defalarca yazmayacağım, okyanuslarda yüzeceğim daha, bilmediğim onlarca şehrim olacak, kim bilir kaç tane daha yeni evim, odam ve mutfağım olacak, kim bilir kaç tane dostum olacak ve kim bilir bu yalnızlıktan daha ne tavşanlar çıkaracağım…

Birileri değişirken ben değişmeyeceğim ama.

Önüm sağım solum arkam yanım aklım barkım değişmeyecek, inançlarım solmayacak, herkesi olduğu gibi, herkese olduğum gibi kalacağım… Kendime sözler vermeyeceğim, içimdeki çocuğu kimselere feda etmeyeceğim, saçlarımın seyrek tellerine papatyalar koymayı da ihmal etmeyeceğim…

Sevgilimle rakı balıkları, Kanlıca’da serin akşamları hiç unutmayacağım… Başka ne varsa silinip süpürülsün, perdelerim temiz ve şafak saymadan uyanıyorsam, hiç asmayacağım semaya dertlerimi. Hep çok şükür, binlerce kere şükür…